Prof. Dr. Ünsal Sığrı

Prof. Dr. Ünsal Sığrı

Bay Yönetim

ETKİLİ KARARLAR VERMEK

01 Mart 2018 - 09:56 - Güncelleme: 29 Mart 2018 - 13:31

Teknolojiyi yönetebilmek için, dijital hızda düşünerek karar vermek, yeni yüzyılın belki en önemli özelliği olmaktadır. Diğer taraftan herkesin üzerinde durduğu bir diğer önemli olgu ise, sosyo-teknik sistemlerde yaşanan karmaşıklığın sürekli artmakta olduğudur. Dünyanın gittikçe karmaşıklaştığı ve hızla değişmekte olduğu bir ortamda, karar verme eylemini yerine getiren karar vericiler, yapı ve davranışa ilişkin problemleri anlamak, tanımlamak ve çözüm yolları üretebilmek yolundaki arayışlarını gittikçe artan bir ilgi ile yoğunlaştırmaktadırlar.

Hayatımızdaki günlük kararlarda veya iş yaşamındaki kararlarda çeşitli hatalara istemeden de olsa yakalanırız. Bunlardan birisi olan “kararlardaki çerçeveleme etkisi”, problemin tanımlama şeklinin kararı etkilediğini öne sürmektedir. Yetersiz ve kısıtlı bilgi durumunda kısıtlı rasyonellik; yeterli bilgi durumunda ise rasyonellik söz konusudur. Çevre koşuları, zaman ve psikoloji gibi etkenler, kararları etkilemektedir.

Mesleğini bir ömür boyu tüm ilkelerine sadık kalarak uygulayan ak saçlı bir ustaya başarısının sırrını sordular,”İki sözcük’ dedi ve ekledi,

‘Doğru kararlar’ O kararları nasıl alabildiğinin sırrını sordular,

Tek sözcük dedi, ‘Deneyim’.

Deneyiminin sırrını sorduklarında ise şu yanıtı verdi,

‘İki sözcük’ ‘Yanlış kararlar’.

Kararlar; yapılan seçimi, konulan tavrı, probleme bulunan çareyi ve benimsenen yolu ortaya koyar. Her bir karar, alternatifler içinden bir seçimi ifade etmektedir. Her bir sonuç da kazançların yanı sıra, seçilmeyen alternatiflerin seçilmemesinden dolayı oluşan kayıpları da gündeme getirmektedir. Dolayısıyla her bir karar yani her seçim aynı zamanda bir kaybediştir.

Her tercih bir vazgeçiştir. Çünkü sabah işe gitmekle, yatakta nefis bir miskinlik fırsatından vazgeçmiş olursunuz. Kalkar kalkmaz hayat, bin bir seçeneği dayar burnunuzun ucuna...

"Ne giysem" telaşından, öğle yemeğinde "Ne alırdınız?" diye başucunuzda biten garsona, "hangi kanaldaki filmi izlesem" kararsızlığından "bize oy verin" diye bağrışan partilere kadar her şey, herkes, her an sizi ısrarla bir tercihe zorlar.

 Yastığınıza teslim olmuşsanız, belki dışarıda ışıl ışıl bir günden vazgeçmiş olursunuz.
Bahar esintileri taşıyan bir elbise belki o gün yaşamınızı ışıldatabilecekken, ağırbaşlı bir sadeliğe karar vermekle muhtemel bir tanışıklığı tepersiniz.

Belki yemediğiniz musakka, ısmarladığınız İzmir köfteden daha lezzetlidir.

 Ya da öbür kanaldaki film, o anki ruh halinize daha uygundur.

Ama yaşam, vazgeçtiğiniz şeye ilişkin ipucu vermez.

Geri dönüp, o günü gökkuşağı desenli bir elbiseyle yeniden yaşama şansınız yoktur.
Bu seçim oyununda vazgeçtiğiniz şey, seçtiğinizden daha değerliyse, pişmanlık kaçınılmazdır. Ama neyin değerli olduğunun kararı da yine size aittir.

Ve vazgeçtiğiniz şey bazen bir saray, bazen şöhret sahnesinin parıltılı neonları da olsa, çoğu zaman gözünüz hiç arkada kalmaz. Çünkü duvarlarına sevdiğinizin kokusu sinmiş bir ev ya da sevdiğiniz kadınla paylaşamadığınız bir saray sizin borsanızda kolay feda edilebilir
değerlerdendir. Hayata bir başka gözle bakmayı öğrendiyseniz, bu seçimde kazandıklarını sananlara yalnızca acıyarak gülümsersiniz. Her şeyin sıradanlaştığı bir dünyada bazen kaybetmek en doğru seçimdir. Ve o dünyada en yerinde tercih bir vazgeçiştir.

Felaket içinde karar verebilmek yarı kurtuluştur. İyi bir karar, bin tane nasihate bedeldir. KatuyoshiIshihara’nın deyimiyle “Amacınızı belirlemek, istasyon gişesindeki görevliye bilet almadan önce nereye gideceğinizi söylemek gibidir. Eğer gideceğiniz yere karar vermediyseniz bilet alamazsınız”. Gerçekten de bir şeyi başarmak için öncelikle ona kesin karar vermek gereklidir.

Yaşlı bir marangozun emeklilik çağı gelmişti. İşveren müteahhidine, çalıştığı konut yapım işimden ayrılmak ve eşi, büyüyen ailesi ile birlikte daha özgür bir yaşam sürmek tasarısından söz etti. Çekle aldığı ücretini elbette özleyecekti. Ne var ki, emekli olmak ihtiyacındaydı. Müteahhit iyi işçisinin ayrılmasına üzüldü. Ve ondan, kendine bir iyilik olarak, son bir ev daha yapmasını rica etti. Marangoz kabul etti ve işe girişti, ne var ki gönlünün yaptığı işte olmadığını görmek pek kolaydı. Baştan savma bir işçilik yaptı ve kalitesiz malzeme kullandı. Kendini adamış olduğu mesleğine böyle son vermek ne talihsizlikti! İşini bitirdiğinde, işveren, evi gözden geçirmek için geldi. Dış kapının anahtarını marangoza uzattı. "Bu ev senin" dedi, "sana benden hediye". Marangoz şoka girdi. Ne kadar utanmıştı! Keşke yaptığı evin kendi evi olduğunu bilseydi! O zaman onu böyle yapar mıydı?

Bizim için de bu böyledir. Gün be gün kendi hayatımızı kurarız. Çoğu zaman, yaptığımız işe elimizden gelenden daha azını koyarız. Sonra da, kendi kurduğumuz evde yaşayacağımızı anlarız. Eğer tekrar yapabilsek, çok daha farklı yaparız. Ne var ki, geriye dönemeyiz. Marangoz sizsiniz. Her gün bir çivi çakar, bir tahta koyar ya da bir duvar dikersiniz. "Hayat bir kendin yap tasarımıdır" demiştir bir düşünür… Bugün yaptığınız davranış üzerine eğer hatalar yapılmasa, kararlar da alınamazdı.

Örgütsel yaşam açısından karar verme belli bir risk taşımaktadır. Şayet bir karar verici gelecekte rakiplerinin stratejilerinin ve iç ve dış çevre koşullarının nasıl gelişebileceğini bilseydi, karar alması da oldukça basit olacak ve risk taşımayacaktı. Alternatifler arasından en uygunu en yüksek faydayı sağladığına göre, her bir alternatifin seçilmesi durumundaki sonuçlar da, o dönemdeki amaçları gerçekleştirecek olan stratejiyi seçme aşamasından dolayı bir risk taşımaktadır. Birçok durumda karar verici, rakiplerin gelecekte ne yapacağını ve koşulların nasıl gelişeceğini tespit edemeyebilir. Bu yüzden deneyimler ve bilimsel tekniklerle iyi bir senteze ulaşıp riski düşük olan en uygun alternatife yönelmeye çalışılmalıdır.

Karar vermek yeterli değil, onu eylem planına dönüştürmek gereklidir. AnthonyRobbins “Karar verdiğin yerde dur, o kararı gerçekleştirmek için bir eylem yapmadan oradan ayrılma” diyerek kararları hayata geçirmedeki ısrarcılığını ortaya koymaktadır. Hayatta ne istediğinize karar verin, kalkın ve başarana kadar asla vazgeçmeyin…

Dağın birinde bir bilge kişi yaşarmış. Herkesçe sayılır sevilirmiş.

Gençlerden biri, bilgenin bilgeliğini kabul etmeyip maskesini düşürmek istemiş ve bir plan kurmuş... Küçük bir kuşu iki avucunun arasına yerleştirmiş ve bilgeye sormuş:

-Söyle bilge, avuçlarımın arasındaki bu kuş ölü mü diri mi?

Bilge şöyle bir bakmış ve demiş ki,

-Evlat! Ölü desem avuçlarını açıp kuşu uçuracaksın, diri desem sıkıp öldüreceksin...

Ellerinde yaşam ve ölümü birlikte tutuyorsun, gel bu kararı bana verdirme kendin ver!

Her insanın kendi kararlarını verme gücü vardır. Kişiler bu gücü, kendi belirledikleri değerler doğrultusunda tepki vermek için kullandıkları zaman, proaktif davranmış olurlar. Diğer bir deyişle, proaktif insanlar kendi değerlerine en uygun kararları verme özgürlüklerini kullanırlar. Çünkü değerler düşünceleri, düşünceler söylemleri, söylemler eylemleri, eylemler sonuçları şekillendirir. Bu husus bir diğer anlamda “değerlerle yönetmek” ile benzerlik taşımaktadır. Reaktif insanlar ruh hallerinin, duygularının ve çevre koşullarının tepkilerini yönlendirmesine izin verirler. Dürtü olumlu ise kendilerini iyi, olumsuz ise kendilerini kötü hissederler. İşler kötüye gittiğinde başkalarını suçlama eğilimindedirler.

Machiavelli bir eserinde, Akhaialılar’ın Hükümdarı Philippoemenis’in başarısı ve proaktifliği arasındaki ilişkiye dem vurarak şöyle yazmıştı:

Philippoemenis dostları ile arazide gezerken sık sık durup onlara sorular sorarmış:

“Düşman şu tepede olsa, biz de ordumuzla

burada bulunsak hangimiz daha avantajlı durumda olurduk?

Savaş düzenimizi bozmadan onlara nasıl yanaşırdık?

Geri çekilmek için ne yapardık?

Onlar geri çekilseler biz nasıl kovalardık? “

Bir savaşta ordunun başına gelebilecek bütün durumları yol boyunca dostları ile görüşür, onların düşüncelerini alır, kendi düşüncelerini anlatır, gerekçelerini gösterirmiş. Böylesine sürekli düşünmeleri sayesinde, ordularını yönetirken hiç bir zaman çaresini bulamayacak bir güçlükle karşılaşmamış. İşte akıllı hükümdar böyle davranır. Barış zamanını boş yere harcamaz, kötü günlerinde yararlanmak için hazırlanır. Öyle ki, bir gün talihi yaver gitmezse, onun doğuracağı güçlüklere karşı hazırlıklı olur.”

Kararlı tutumlar, çalışanların en fazla etkilendiği özelliklerden biri olmaktadır. Zira çalışanların, görev yaparken asla tereddüde düşmeye tahammülleri yoktur. Çalışanlar, ne yapacakları konusunda açık ve anlaşılır şekilde verilen emirlerle yönlendirilmeli ya da en azından niyet ve ana fikir belirtilmek suretiyle astların gerektiğinde bu çerçevede inisiyatif kullanmaları sağlanmalıdır. Liderin bu tarzdaki kararlı tutumu ile açık ve anlaşılır emirleri, astlarını görevleri esnasında asla tereddüde ve kararsızlığa düşürmeyecek şekilde önlerini açmalıdır.        

Örgütsel yaşamda kararların verilmesinde kültürel özelliklerin ve farklılıkların da büyük etkisi bulunmaktadır. Hofstede’nin (1980) kültürel farklılıkları ortaya koymakta kullandığı boyutlardan birisi olan “bireycilik-ortaklaşa davranışçılık”(individualism-collectivism)boyutu,bireylerin çevreye yönelişlerinde kişisel amaçlarını ön planda tutması, “ben” merkezli bir yaşam biçimine yönelmesi ya da ortak amaçların öncelik kazandığı, “biz” anlayışı ve işbirliğine yatkınlığı ile tanımlanabilecek davranış ve tutumları kapsar. “Bireyci kültürlerde” bireyin içsel denetimi önemlidir ve karar verme bireyseldir. “Ortaklaşa davranışçı kültürlerde” ise grup çıkarları bireysel çıkarlardan üstün tutulur. Kararlar grupça alınır ve grup kararına uymamak iyi karşılanmayabilir.

“Karar verememe, kararsızlık, doğru kararı vermede gecikme” üzerine kurgulanan hikâye, bize bazı kararların zamanında verilmesinin önemini vurgulamaktadır…

Kasabanın birinde yaşayan dünyalar güzeli bir kız varmış... Kız o kadar güzelmiş ki civar kasabalardan bir sürü yakışıklı, eğitimli genç, kızı görmeye ve O’na evlenme teklifi etmeye gelirmiş. Bu güzel kızla aynı kasabada yasayan bir başka yakışıklı genç de onunla evlenmek istemiş fakat kız, diğerlerini reddettiği gibi onu da reddetmiş. Bunun üzerine bu genç kasabayı terk etmiş ve başka bir yerde kendine yepyeni bir hayat kurmuş. Aradan yıllar geçmiş, delikanlı kasabayı ziyarete gelmiş. Yoldan geçen yaşlı bir adama o genç kızın şu anda ne yaptığını sormuş. Yaşlı adam kocaman gül bahçesi olan bir evi göstermiş ve kızın bu evde yaşadığını söylemiş. Delikanlı evin önüne pusu kurmuş ve merakla kızın kocasını görmeyi beklemiş. Aradan birkaç saat geçmiş, evden yaşlı, kel, göbekli ve suratsız bir adam çıkmış... Delikanlı gözlerine inanamamış... Bunun üzerine cesaretini toplayan delikanlı, kızın kapısını çalmış, kendini hatırlatmış ve kıza neden böyle bir adamla evlendiğini sormuş. Kız, "Soruna cevap vereceğim ama önce bahçeye gitmeni ve oradaki en güzel gülü bulup bana getirmeni istiyorum. Bu arada unutma, gülü ararken asla geriye dönmeyeceksin". Adam hızla bahçeye koşmuş ve kocaman kırmızı bir gül görmüş... Tam koparacakken, biraz ilerde sarı ve ihtişamlı bir gül çarpmış gözüne... Tam ona uzanırken ilerde pembe bir gonca görmüş..."Belki ilerde daha iyisi vardır" diye düşünen genç, goncayı da koparmamış ve bir anda bahçenin sonuna gelmiş... Sonunda çaresizce köşedeki yaprakları dökülmüş, solmaya yüz tutmuş gülü koparıp, kıza götürmüş. Solgun gülü gören kız, tebessüm etmiş ve şöyle demiş: ”Neden yaşlı bir adamla evlendiğimi sanırım şimdi anlamışsındır. Tüm güzellikleri bir bir harcarken zamanın ilerlediğini ve beni nelerin beklediğini hiç hesap etmemiştim ve sonunda beni bekleyen solgun bir güle razı kaldım.”

Davranış Geliştirmeye Yönelik Bir Kişisel Gelişim Uygulaması:

  • Geçmişe yönelik olarak yakın veya uzak vadeli aldığınız önemli karaları sıralayın.
  • Olayların gelişiminde kararların sonucu sizi nereye götürdü, anlatın?
  • Kararlarla hedeflenenlerin ne kadarına ulaştınız?
  • Hedeflenen ve gerçekleşen arasındaki kayıplara nelerin sebep olduğunu belirtin.
  • Aradaki kayıpların tekrarlanmaması için geleceğe yönelik olarak almanız gereken tedbirleri belirtin.

www.unsalsigri.com

Bu yazı 1368 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar