Prof. Dr. Ünsal Sığrı

Prof. Dr. Ünsal Sığrı

Bay Yönetim

MOTİVASYON, KONSANTRASYON VE ADANMIŞLIK

01 Haziran 2018 - 13:59

Bir Fransız atasözü der ki, “Bir atı suya götürebilirsiniz, ama ona zorla su içiremezsiniz”. Çünkü suyun zorla içirilebilmesi “susamışlık” ihtiyacına bağlı bir olaydır. Buna göre yeni davranışların bazı ihtiyaçlara bağlılık olarak ortaya çıkacağını bilmek gerekir. Benzer şekilde kurumlar birçok çalışanı bünyesinde barındırabilir, ancak çalıştırmaya muktedir olamayabilir. Bu ihtiyaçlara “güdü” diyoruz. Güdü, organizmanın hareketini başlatan, yönlendiren ve sürdüren bir güç veya durumdur. Güdüler bir kez ortaya çıkıp doyuruldukları zaman tamamen ortadan kalkmazlar, bir süre sonra yeniden ortaya çıkarlar. Buna güdülerin döngüsel olma özellikleri denir. Güdü döngüsünde öncelikle ihtiyaç hissedilir, ihtiyacı gidermeye yönelik davranış oluşur ve ihtiyaç giderilir (Gereksinme – Uyarılma – Davranış – Doyum).                       

Motivasyon kavramını ifade etmek için; “amaç, istek, yönelme, niyet amaç, tutku, güdü, tercih, ilgi” gibi sözcükler kullanılmakla birlikte motivasyon çok daha içerikli ve kapsamlı bir kavramdır. Motivasyon; bireyin eylem yönünü, gücünü ve öncelik sırasını belirleyen iç veya dış bir uyarıcının etkisiyle harekete geçmesidir. Harekete geçiren ise motivdir.

Bireyleri isteklendirme süreci olan motivasyon, Latince “movare” (davranışa yön veren süreç) kelimesinden türemiştir. Motivler (güdüler) insanı harekete geçiren güçtür. Bireyler motivasyona ihtiyaç duyarlar, çünkü yaşam zorlu ve uzun bir maratondur. Bu maratonda kararlılığı ve heyecanı sürdürmenin tek yolu, motivasyonun bireye verdiği hareket gücünde yatmaktadır. Mevlana motivasyonu aşağıdaki dizelerde yorumlamaktadır:

Yirmi dört makamda çalgı çalan çalgıcıya,

Dinleyen yoksa çalgısı yük olur.

Aklına ne yanık bir nağme gelir,

Ne de on parmağını çalgı çalarken oynatası gelir.

Dünya üzerinde en güçlü silah, ateşlenmiş insan ruhudur. Bizler tarihimizde bunu Kurtuluş Savaşında yaşadık. Kurtuluş Savaşında motivasyona en güzel örnek, milli mücadelede Büyük Taarruzu cephede sevk ve idarede eden Mareşal Gazi Mustafa Kemal’in 30 Ağustos 1922 günü akşama doğru nihai zaferin kazanıldığını anlaması üzerine o gece, vakit geçirmeden Büyük Millet Meclisine, bu zaferin kazanılmasında katkısı olan tüm komutanların bir üst rütbeye terfi ettirilmelerini teklif etmesi, Meclisin de gece toplanarak bu teklifi kabul edip sonucu gün sona ermeden Başkomutanlığa bildirmesi ve o gece bütün komutanların yeni rütbelerini takmalarıdır. Daha sonra savaşarak 10 gün içinde Afyon'dan İzmir'e ulaşmalarında, o gece Başkomutanın onlara yaşattığı gurur duygusunun katkısı elbette çok büyük olmuştur.

Motivasyonun amacı, harekete geçmektir. Bu sıradan değil belirli bir harekettir. Düşünceleri yaşama geçirme isteği en az bu düşünceler kadar önemlidir. Başarılı insanlar çoğu kez hedefler belirleyerek motive olurlar. Başarılı olmak istiyorsanız nereye gittiğinizi bilmelisiniz. Konu işlerin yürütülmesine gelince, motivasyon her şeydir. Bazı kaynaklarda motivasyon “reaktif” ve “proaktif” olarak ikiye ayrılır. Reaktif motivasyonda kişi, bir engelle karşılaşıp engellendiği için sorunu kişilik meselesi yaparak kendine olan güvenini kaybetmemek için başarıyı amaçlar. Proaktif motivasyonda ise kişi, salt kendisi için önemli saydığı hedeflerini gerçekleştirmeyi başarı sayar. Bir kimse, tırmanmaya istekli değilse, onu merdivenlerden yukarı itemezsiniz. Yapılırken heyecan duyulmayan işler başarılamaz.

Ernst ve Young şirketi “Yaptığınız iş ve hizmetler karşısında işçileriniz heyecan duymadıkları sürece, müşterilerinizin heyecanlanma şansı son derece düşüktür” politikasını benimsemektedir. Olumlu destek sağlamanın, yani tekrar edilmesini istediğiniz davranışları ödüllendirmenin mutlaka olumlu sonuçlar doğuracağı kuralı, yönetim kuralları içinde en sağlam olanlardan biridir. Günümüzde çalışanlardan daha fazla iş yapmaları ve bu işleri de daha bağımsız olarak gerçekleştirmeleri istenmektedir. Kontrol mekanizmasındaki zayıflığı giderebilmek amacıyla yöneticilerin daha olumlu ve daha fazla destek verici iş ortamları yaratması gereklidir.

Bir zamanlar bir psikoloji hocası, sonuçların insanlar için ne denli önemli olduğunu kanıtlamak için bir deney yapmıştı. Bir oduncu tutarak, bir ağaç kütüğünün kenarına ağzı keskin olmayan bir balta ile vurmasını istedi. Adama, her zaman çalıştığı günlük saat kadar çalışacağı, ancak ücretinin iki misli olacağı söylendi. Tek yapması gereken, kütüğün yan kısmına baltayla vurmaktı. Oduncu yarım gün çalışıp, işi bıraktı. Bütün gününü bir kütüğe vurarak geçiremeyeceğini söyledi.

"Yongaların uçuştuğunu görmeliyim" diyordu.

Güçsüz bir kıvılcım bir yangını başlatamayacağı gibi, ruhsuz insanlar da motive olamazlar. Güçlü istekler günlük çalışmanızdaki çabayı ateşler ve işlerinizi zevkli kılar. Bu dünyada ilerleyen kişiler, kolları sıvayıp istedikleri ortamı arayan, bulamayınca yaratan kişilerdir. Anthony Robbins “Kişiler tembel değildir. Sadece, kendilerine esin kaynağı oluşturacak kadar güçlü amaçları yoktur” diyerek, tembellikten daha ziyade motivasyonsuzluk konusuna değinmektedir. Liderler motivasyonu kendileri yaratmazlar, yalnızca kilidini açarlar. Çünkü içinden gelmeyenlere, dışarıdan verilen öğüdün pek bir faydası yoktur.

Hintli bir yaşlı usta, çırağının sürekli her şeyden şikâyet etmesinden bıkmıştı. Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi. Hayatındaki her şeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyledi.

Çırak, yaşlı adamın söylediğini yaptı, ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı.

”Tadı nasıl?” diye soran yaşlı adama öfkeyle 'acı' diye cevap verdi.

Usta kıkırdayarak çırağını kolundan tuttu ve dışarı çıkardı. Sessizce az ilerdeki gölün kıyısına götürdü ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesini söyledi.

Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken aynı soruyu sordu: “Tadı nasıl?”

'Ferahlatıcı' diye cevap verdi genç çırak.

'Tuzun tadını aldın mı?' diye sordu yaşlı adam, “hayır” diye cevapladı çırağı.

Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına oturdu ve şöyle dedi:

”Yaşamdaki ıstıraplar tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. Istırabın miktarı hep aynıdır. Ancak bu ıstırabın acılığı, neyin içine konulduğuna bağlıdır. Istırabın olduğunda yapman gereken tek şey ıstırap veren şeyle ilgili hislerini genişletmektir. Onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış”.

Bir şeyi gerçekten yapmak isteyen bir yol bulur, istemeyen mazeret bulur. Thomas Edison “Bazı yenilgilerin nedeni, insanların işi yarıda bıraktıklarında başarıya ne kadar yakın olduklarını bilememeleridir” demektedir. Bu deyişi tabii ki O’nun ampulü bulmak için yapmaktan bıkmadığı sayısız deneyleri bize daha iyi açıklamaktadır.

Güdülenmenin enerjisi tüm çağlarda mucizeler yaratmış ve her zaman yüksek bir karaktere sahip olmanın kaynağı olmuştur. Edward B. Butler “Her insan arada bir motive olur. Birisi otuz dakika için, bir diğeri ise otuz gün boyunca motive olabilir, ama otuz yıl boyunca motive olan insan başarılı olur” demektedir. Başarı, fikir ve motivasyonun birleşimiyle oluşur. Umutla yolculuk etmek, gidilecek yere varmaktan çok daha zevklidir. İnsan bir şeyi ciddi olarak istemeye görsün, hiçbir şey erişilemeyecek kadar yüksekte değildir. Küçük bir kıvılcım büyük bir yangına sebep olabilir.

4 Temmuz 1952 günü 34 yaşında bir kadın, Pasifik Okyanusu'na dalarak, Catalina adasından, 21 mil batıda kalan Kaliforniya'ya doğru yüzmeye başladı. Eğer başarılı olursa, bunu yapan ilk kadın olacaktı. Adı Florence Chadwick olan bu yüzücü, Manş Denizi'ni her iki yönde geçen ilk kadındı. O sabah su, vücudu uyuşturacak kadar soğuktu ve sis o kadar yoğundu ki, beraberindeki tekneleri güçlükle seçebiliyordu. Milyonlarca insan, televizyonlarından onu izliyordu, köpekbalıkları ve dondurucu soğuğun etkisini hiçe sayarak 15 saat yüzdü. Yakındaki bir teknede bulunan annesi ve antrenörü karaya çok yaklaştığını ve devam etmesini söyledilerse de o, kendisini sudan çıkarmalarını istedi. Azimli yüzücü, Kaliforniya kıyısına yarım mil kala sudan çıkışının nedenini şöyle açıkladı: "Karayı görebilseydim, başarabilirdim!" Vazgeçmesinin nedeni ne yorgunluk, ne de soğuktu... Tek neden, sis yüzünden karayı görememekti.

Yukarıdaki hikâyede olduğu gibi, bazen başarısızlıklar motivasyon kaybından ileri gelebilir. “Gözlerinin ışığı güneşten daha aydınlıktır” diyen La Fontaine, o ışığı yaratanın motivasyon olduğunu ima etmektedir. Cyrus’un deyimiyle “Sen neye hazırsan, o da senin için hazırdır”. Harikulade şeyler, ancak, içlerindeki bir şeyin koşulların üzerinde olduğuna inanma cesaretini gösterenler tarafından yapılmıştır.

Motivasyon gurusu Abraham Maslow “Görevin sert sesi ile zevkin yumuşak çağrısı arasında sandığımızdan daha az zıtlık olduğu görülmektedir. Yaşamın en üst düzeyinde görev zevktir, ‘iş’ sevilir ve çalışma ile tatil arasında fark yoktur” diyerek yola nereden çıktığını bize çok iyi anlatmaktadır. Abraham Lincoln da “Hayatımda işi eğlence, eğlenceyi de iş olarak kabul ettiğim için başarı kazandım” diyerek motivasyonun mucizesini yaşamış biri olduğunu söylemektedir. Gerçekten de hoşlandığınız bir şeyi yapmaya başladığınızda, hayatınızın geri kalan bölümünde hiç çalışmamış olursunuz. İş yaşamında gerçek dayanak noktası, iyi iş yaptıklarını bilen insanlarda oluşan kişisel tatmin ve gururdur.

Para, şüphe yok ki bir işte en geçerli olan şey değildir. Bir işin iyi yapılmasıyla ilgili; başkalarına saygı duyma, sıfırdan bir şeyler oluşturma heyecanı gibi daha pek çok şey vardır. Bu amaçları da elde etmeye çabalarsanız, kâr sizi takip edecektir. Bir şeyi iyi yapmanın ödülü, onu iyi yapmış olmaktır.

Motivasyonun sihriyle oluşan “konsantrasyon” veya “odaklanma” hususu çok önemlidir. Başarının ilk kuralı konsantrasyondur. Bütün enerjiyi bir noktaya yönlendirip etrafa bakmadan o noktaya kilitlenmek gerekir. Edison konsantrasyonu “bezginlik duymadan fiziki ve zihni enerjiyi bir tek noktaya devamlı uygulama yeteneği” şeklinde tanımlamaktadır. Elde bulunan bir iş üzerinde, bütün hayatı ona bağlıymışçasına, dikkatini ve enerjisini toplayarak en mükemmel şekilde çalışanların yanında olacaktır başarı… Alexander Graham Bell “Bütün düşüncelerinizi elinizde yapmakta olduğunuz işin üzerine odaklayın. Güneş ışınları bir noktaya odaklanmadan önce orayı tutuşturamaz” demektedir. En küçük bir problemin bile dikkatinizden kaçmasına izin vermeyin. Unutmayın, “küçük çaylar büyük nehirlere dökülür”…

Peter Drucker “Bir şey başarıldığında; bu, sonradan öğrendiğime göre, kafayı bu işe takmış, bunu misyon edinmiş biri tarafından gerçekleştirilmiş oluyor” demektedir. Artık günümüzde iş yaşamında işine ve kurumuna tutku ile bağlanmış yani adanmış çalışanlara ihtiyaç vardır. Anthony Robbins “Müthiş bir adanmışlık yoksa muhteşem bir başarı da yoktur” demektedir. Günlük mesai anlayışıyla ancak mevcut durum idare edilir, sıçrama ve atılımlar ise, ancak “adanmış çalışanlar” vasıtasıyla gerçekleştirilir. Goethe “Sonuç oluşturmanın bir tek basit gerçeği vardır. Kişi kendini gerçekten adadığında kader de harekete geçer” demektedir.

Çok az sayıda kişi, bir işi tamamlayacak konsantrasyon gücünü elde edip sonuca başarıyla ulaşabilir. Çünkü konsantrasyon aklın gücü demektir. Konsantre olamayan bir kişi, hiçbir zaman büyük başarılar elde edemez. Gerçekten de konsantrasyon, irade ve zekânın beraber yürümesini sağlar. Aklının istediği gibi, başıboş bir şekilde konudan konuya gezinmesine izin veren kişi bu dünyada asla önemli bir başarı elde edemeyecektir.

Azimli bir şekilde isteğimizi ortaya koymak, istediğimizi elde etmenin ilk adımıdır. Zihinsel olarak yoğun bir şekilde bir şeyi istemede, harikulade bir güç vardır. Bu istek devamlı ve sistematik bir çabayla harika bir şekilde artırılabilir. İsteğin gerçekleştirilebilmesi için, bütün söz konusu öğeler kullanılmalıdır. Bir şeyi çok kararlı bir şekilde isterseniz, dikkatinizi dağıtan diğer bütün düşüncelerin etkisini dışarıda bırakabilirsiniz. Bu tek bir şey üzerinde yoğunlaşmayı, hedefe ulaşana kadar uyguladığınızda; artık ne isterse yapabilen, tuttuğunu koparabilen bir irade geliştirmişsiniz demektir.

Liderlik, bir şeyin nasıl yapılacağından daha ziyade, liderin nasıl davranacağı ile ilgilidir. İnsanları iterek yani inandırmadan iş yaptırmak, lideri başarıya götürmez. Liderlerin bu dünyada varlıklarını sürdürebilmeleri için kendi karakterleri ve dürüstlük anlayışları üzerine inşa ettikleri tutarlı ilkelere ihtiyaçları vardır. Günümüzde etik davranışların  giderek önem kazanmaktadır. Etiğin yanı sıra, liderlerin söyledikleri ve yaptıklarının birbiriyle tutarlı olması da beklenmektedir. Hareket sözlerden önce gelir. Astlar, liderin davranışlarını taklit ederler. Şeref, sadakat ve özveriden bahseden ancak bu değerleri gerek görev başındayken, gerekse dışarıdayken bizzat kendisi tatbik etmeyen bir liderin başarılı olması düşünülemez. Bir kurumun en önemli görevlerinden biri sadakat yaratmaktır. Sadakat için söylem ve eylem bir olmalıdır. Johnson ve Johnson ilaç kutularından birinde zehir bulunduğunda, en yaygın olarak kullanılan ilacının tümünü piyasadan çekmiştir.

İnsanların ve kurumların en değerli varlığı itibardır. Markalar vaat eder, itibar kazanılır. İtibar uzun süreli ve tutarlı davranışlarla kazanır, ancak çok kısa sürede yitirilebilir. Vehbi Koç “İtibar 30 yılda kazanılır, bir gecede kaybedilir” derken, Ziraat Bankası Gn.Müdür Akın Çağlar 2001 krizi sonrası “Para ile satın alınamayacak bir şeyimizi kaybettik” demektedir.

Lider; model olmalı, ilham verecek motivasyon oluşturmalı, istek sağlamalı ve bireysel ilgi göstermelidir. Örnek olmanın gücü çok yüksektir. Liderler hareketleri sayesinde astlarının güven ve bağlılığını kazandıklarını hiçbir zaman akıllarından çıkarmamalıdırlar. Astlarına örnek olma gücünü lider faaliyetlerinin her safhasında astlarına yansıtmalıdır. İşte bu hususlar etkili bir motivasyonun tesis edilebilmesi için benim meslek hayatımda gözlemlediğim en önemli hususlardandır.

Motivasyon, liderler ve tembeller arasındaki temel farktır. İstemek yetmez, amacımıza ulaşmak için şiddetle arzulamamız gerekir. Yalnızca tutkular, büyük tutkular, ruhu yüce şeylere yükseltebilir. Dünyada tutku olmaksızın başarılmış hiçbir büyük şey yoktur. Kendinizi adayabileceğiniz bir iş, yüksek bir maaştan daha ödüllendiricidir.

Bildiğiniz başarılı insanları inceleyin, çevresine de yaydığı bir motivasyon enerjisi olduğunu göreceksiniz. Yaptığı işlerde heyecanlı olmakla kalmazlar, sizi de heyecanlandırırlar. Dünya tarihindeki her muhteşem ve etkili anda, adanmışlığın zaferini görürsünüz. Toplumların insan zenginliği, o ülkede yaşayan mesleğine tutkulu insanların sayısı ile orantılıdır… Bilerek ve isteyerek seçilmiş tutkular, insanların en güzel amaçlarına eşsiz yön vericilerdir.

Motivasyon, hayallerinizi gerçekleştirme yolunda harekete geçmeniz için size ilham verir. Yaşam yalnızca bir fırsat değildir. Yaşam aynı zamanda acı, gözyaşı ve başarısızlıktır. Yaşamdan istediklerinizi alabilmek için bunları aşmalı ve tüm coşkunuzla hedefleriniz için emek vermelisiniz. Yolunuzda hayal kırıklıkları ve engeller çıkabilir. Ama yaşam bir yolculuktur. Yürekte olanı bulmak için yürekten ilerleyin. Eğer yürekten ilerlemezseniz, onsuz ilerlersiniz…

Davranış Geliştirmeye Yönelik Bir Uygulama:

Günümüzde profesyonel yaşamda genellikle “zayıf yönlerin geliştirilmesine” odaklanılmakla birlikte, kişiyi ve örgütü asıl başarıya götüren “güçlü yanların geliştirilmesi ve mükemmelleştirilmesi” yönünde olmalıdır. Bu kapsamda;

  • Güçlü yönlerinizi sıralayın.
  • Geliştirilmesi gereken zayıf yönlerinizi sıralayın.
  • Güçlü yönleri mükemmele dönüştürmek maksadıyla atılacak adımları sıralayın,
  • Sadece bu adımlara odaklanın ve bu konuları geliştirmeye kendinizi adayın.

IŞIĞINIZ YAYILSIN

Uzaklarda küçük bir kasabada genç bir adam iki caddenin köşesinde bir bakkal açarak kendi işini kurdu. Dürüst ve dost canlısıydı, insanlar onu seviyorlardı. Ondan alışveriş yapıyorlar ve arkadaşlarına tavsiye ediyorlardı. Bir yıl içinde bir dükkândan, Amerika’nın bir ucundan diğerine uzanan bir zincir yarattı. Bir gün hastalanıp hastaneye kaldırıldı. Doktorlar az zamanı kalmış olabileceğinden endişe ediyorlardı. Üç yetişkin çocuğunu yanına çağırdı ve onlara “İçinizden biri yıllar boyu uğraşarak kurduğum şirketimin başına geçecek. Hanginizin bunu hak ettiğine karar vermek için, hepinize birer dolar vereceğim. Şimdi gidip bu birer dolarla ne alabiliyorsanız alacaksınız, ama bu akşam geri döndüğünüzde paranızla aldığınız şey hastane odamı bir uçtan bir uca doldurmalı.”
Çocuklar bu başarılı şirketi yönetme fırsatı karşısında heyecana kapıldılar. Üçü de şehre gidip parasını harcadı. Akşam geri döndüklerinde babaları sordu:

-"Birinci, çocuğum, bir dolarla ne yaptın?" Çocuk cevap verdi

-"Arkadaşımın çiftliğine gittim, bir dolarımı verdim ve iki balya saman aldım. Sonra, saman balyalarını odaya getirdi, havaya savurmaya başladı. Oda samanlarla dolmuştu. Ama az sonra samanların tamamı yere indi ancak odayı bir uçtan öbür uca dolduramadı. Adam sordu:
-"Peki ikinci çocuğum, sen paranla ne yaptın?"

-“Yorgancıya gittim. İki tane yastık aldım." Bunu söyleyip, yastıkları içeri getirdi, açtı ve tüyleri bütün odaya dağıttı. Tüyler yere düştü, böylece oda yine dolmamıştı.
-"Sen üçüncü çocuğum, sen paranı ne yaptın?" diye sordu adam.

-“Dolarımı cebime koyup senin yıllar önceki dükkânın gibi bir dükkâna gittim. Dükkânın sahibine parayı verdim ve bozmasını istedim. Dolarımın 90 sentini şehrimizdeki iki yardım kurumuna bağışladım. Böylece bir onluğum kaldı. Bununla iki şey aldım."

Çocuk elini cebine atıp bir kibrit kutusu ve bir mum çıkardı. Işığı kapatıp mumu yakınca oda mumun yaydığı ışıkla doldu. Oda samanla veya tüyle değil, bir uçtan öbür uca ışıkla dolmuştu. Baba memnundu

-"Çok iyi oğlum. Bu şirketin başına sen geçeceksin, çünkü yaşam hakkında çok önemli bir şeyi, ışığını yaymayı biliyorsun. Bu çok güzel”

Qubei

Bu yazı 1268 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 4 Yorum
  • Halis demir
    3 hafta önce
    Davranışa rehberlik eden psikolojik bir durum ... psikolojik duruma istikrar ve yogunluk kazandirmak...nasıl? İhtiyaç mi? Evet... içsel ödüller ve yetenek.... öz saygı baglaminda tanınma tanınma tanınma ve yine kabul görme anlamında tanınma. ..yetenekli insanlara bu fırsatı veren ş ve iş görme anlayışları. .. tebrik ederim basarili kaleminiz ve düşünceleriniz için. ...
  • Ünsal
    1 hafta önce
    İlgin ve yorumun için teşekkür ederim Halis hocam...
  • Ünsal Sığrı
    1 hafta önce
    İlgin ve yorumun için teşekkür ederim Halis hocam...
  • Halis demir
    3 hafta önce
    Davranışa rehberlik eden psikolojik bir durum ... psikolojik duruma istikrar ve yogunluk kazandirmak...nasıl? İhtiyaç mi? Evet... içsel ödüller ve yetenek.... öz saygı baglaminda tanınma tanınma tanınma ve yine kabul görme anlamında tanınma. ..yetenekli insanlara bu fırsatı veren ş ve iş görme anlayışları. .. tebrik ederim basarili kaleminiz ve düşünceleriniz için. ...

Son Yazılar