Pazartesi sabahı geçirilen kalp krizlerinde %33...

Pazartesi sabahı geçirilen kalp krizlerinde %33 oranında artış var!

Amerika Birleşik Devletleri Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezi’ne göre Pazartesi günleri saat 9’da, günün diğer saatlerine ve haftanın diğer günlerine oranla daha çok insan ölüyor. (Hayalindeki İş / Kary Oberbrunner / Sola Unitas Yayınları).

Pazartesi sabahı geçirilen kalp krizlerinde %33 oranında artış var!

Amerika Birleşik Devletleri Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezi’ne göre Pazartesi günleri saat 9’da, günün diğer saatlerine ve haftanın diğer günlerine oranla daha çok insan ölüyor. (Hayalindeki İş / Kary Oberbrunner / Sola Unitas Yayınları).

Pazartesi sabahı geçirilen kalp krizlerinde %33 oranında artış var!
24 Nisan 2019 - 10:19 - Güncelleme: 24 Nisan 2019 - 10:27

Los Angeles Times gazetesine göre Pazartesi sabahı geçirilen kalp krizlerinde %33 oranında artış var.

Pazartesi sendromu dediğimiz konunun aslında ne kadar ciddi olduğunun bir kanıtı yukarıdaki araştırma sonuçları. Peki ne oluyor da işte bu kadar mutsuzluk birikiyor.

“Hem okul yaşamım hem de iş hayatım boyunca ne yapmam gerektiğini hep biliyordum ama ne yapmak istediğimden hiçbir zaman emin olamadım.” Kariyerine ara vermiş, aslında kariyerinde bir dönüm noktasına gelmiş bir çalışanın sözleri bunlar. Tam da burada olan öyle çok insan var ki. Çoğu insan için kolay olan elbette yapılması gerekeni yapmaktı. Sınavlara çalışmak, yüksek puanlı yerleri hedeflemek, geleceğin mesleği denen o mesleğin okulunu okumak ve mezun olduğu bölümde iş hayatına başlamak. Ebeveyn ve öğretmenlerinden duyduğu buydu.

İlginç olan şu ki her dönem insanı bir önceki dönemin beklentilerini karşılayamadığı için acı çekiyor. Anne ve babalar, çocukları için en doğru mesleği bildikleri konusunda kararlılar. İlginç olan şu ki bu durum yeni dünya ile ilgili değil. 2017 yılında National Geographic, Einstein’ın başarılarını ve hayatının bilinmeyen yönlerini anlatan bir belgesel dizi hazırladı. Deha (Genius) isimli bu belgesele göre Einstein’ın babası, oğlunun Fizik bölümü okumasına şiddetle karşı çıkar. Bunun bir meslek olamayacağını savunur. Belgeselin sonlarına doğru benzer bir durumu Einstein, kendi oğlu ile yaşar. Oğlu mühendislik okumaktadır. Einstein ise bunun bir bilim olmadığı ve oğlunun bilim yapması gerektiği konusunda ısrarcıdır. Bu durum sizlerden bazılarına tanıdık gelmiş olabilir. Deha olmak bile bu durumu yaşamaya engel olamıyor gibi görünüyor.

Mezuniyet sonrası adımlar daha da tanımlı. İş hayatında başarılı olmak ve yükselmek için, yazılı ve yazılı olmayan birçok kurala uymak gerekmekte. Nihayet organizasyon şemasında dikkat çekici bir yere gelinebilir. Peki ya sonra? Ülke hatta dünya genelinde ekonomik dalgalanmalar, krizler, hareketli kurlar neticesinde yeniden yapılanma gerekçesi ile işten çıkarılmalar. Şimdi biraz kandırılmışlık hissi ile gelen soru şu: “Her şeyi doğru yapmıştım, neden böyle oldu?”

Bu farkındalığa ulaşmak harika ancak bu bilgiyi kendi yararına kullanabilmesi için destek ihtiyacı olacak. Emin olmalı doğru yerde durduğundan. Gitmek istediği yoldan da emin olmalı. Artık olması gereken değil olmasını istedikleri olsun diye nereden başlayacağını bilebilmeli.

İşte tam bu noktada duran kişiler için Türkiye’de de tasarlanmış bir program var, adı:  Kariyer Atölyesi. Programın düzenleyen kurum olan Sola Unitas‘ta çalışan Kariyer koçu Zühal Yiğit şöyle anlatıyor: “Orada sorular sorulur, kendi kendine ya da yüksek sesle. Diğer kişilerin soruları da duyulur ve ne kadar benzer olduğu fark edilir. Yanıtlar bulunur, elbette kendi içinde. Soruların bazıları yazılır bazıları yüksek sesle paylaşılır. Günün sonunda bir strateji, bir aksiyon planı hazırlanmıştır, şimdilik kendi zihninde ama en yakın zamanda bir kâğıt üzerinde. Başlamak için gerekli motivasyon bulunmuştur. Değerler, hedefler, yaşam amacı sorgulanmış, sabah gelen kişi değişmiş, farkında olmasa da dönüşüm başlamıştır artık.”

Kariyer Atölyesi tasarımcılarından Şenay Cengiz Aslan katılımcılar hakkında şöyle diyor: “İşinde mutlu olmayan, kariyerinde değişiklik yapmak isteyen çalışanların yanı sıra, üniversite son sınıfta olan ya da yeni mezun katılımcılarımız da var, amaç kariyer alanını yeniden belirlemek. Emekli olmuş ancak asıl şimdi fayda yaratacağını bilen hem keyif alacağı hem de gelir elde edebileceği bir işe sahip olmak isteyen kişiler de var. Katılımcılar, atölyeden, kendilerine rehberlik edecek, kariyerlerine farklı açılardan bakacakları ve günden güne geliştirebilecekleri kariyer envanterleri ile ayrılırlar. Bu envanter kariyer tercihlerinde yol gösterici nitelik taşımaktadır.”    

İşçi İstatistikleri Bürosu’nun raporlarına göre insanlar, 18-44 yaş aralığında ortalama olarak 11 farklı işte çalışmaktadır. Ortalama bir Amerikan işçisi, hayatı boyunca birçok farklı kariyere sahip olmaktadır. Yedi, en yaygın sayıdır. İşçi İstatistikleri Bürosu raporlarına göre maaşlı çalışan işçilerin işlerinde kalma süresi ortalama 4-6 yıldır. Çalışmalara göre yakında Amerikan işgücünün yarısının serbest çalışanlar, danışmanlar, sözleşmeli çalışanlar, girişimciler, ‘elektronik göçmenler’ ve benzerlerinden oluşacaktır. Ortalama bir çalışan kariyerini yedi kez değiştirecek, 44 yaşından önce 11 farklı işte çalışacak, mevcut işinde 5 yıldan az kalacak ve muhtemelen sonrasında serbest çalışmaya geçiş yapacak. (Kary Oberbrunner).

Türkiye’de de durum çok farklı değil. Bir önceki nesil ile kıyaslandığında artık daha sık iş değiştiriyoruz. Artık esnek çalışma saatleri, dönemsel çalışanlar, proje bazlı çalışmalara yabancı değiliz. Teknoloji ile bilgiye daha hızlı erişebilmek kariyeri daha rahat değiştirebilmenin yolunu açıyor.

Sola Unitas Academy kurucu ortaklarından Umut Kısa konu hakkında şunları söylüyor: “Kariyer alanı hızla değişiyor ve her iki danışandan biri yaptığı işin onu ne kadar tatmin ettiğini sorguluyor. Böyle bir ortamda freelance çalışmaların artışı, ortalama çalışma sürelerinin kısalması ve değişim isteği gibi konular her birimizi daha etkin kariyer yönetimine yönlendiriyor. Bu ihtiyaç nedeni ile Sola Unitas Academy olarak, Kariyer Koçluğu Eğitimi ve Kariyer Atölyesi gibi özel çalışmalara yer vermekteyiz.”

Maya Angelou en yalın haliyle söylemiş: “İçinizdeki hikâyeye katlanmaktan daha büyük bir ıstırap yoktur.” Hikayenizi yazma zamanı gelmiş olabilir mi?

Bu haber 2489 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
DenizBank'tan MTV Ödemelerine 3 Taksit İmkanı
DenizBank'tan MTV Ödemelerine 3 Taksit İmkanı
Şişecam
Şişecam "İhracat Şampiyonu" Ödülü Aldı