İŞ YAŞAMINDA GİRİŞİMCİ RUH
Prof. Dr. Ünsal Sığrı

Prof. Dr. Ünsal Sığrı

Bay Yönetim

İŞ YAŞAMINDA GİRİŞİMCİ RUH

22 Şubat 2019 - 09:54

      Her sabah Afrika’da bir ceylan uyanır.

En hızlı aslandan daha hızlı koşması gerektiğini bilir, yoksa öldürülecektir.

Her sabah Afrika’da bir aslan uyanır.

En yavaş ceylandan daha hızlı koşması gerektiğini bilir, yoksa aç kalacaktır.

Aslan veya ceylan olmanız fark etmez.

Güneş doğduğunda koşmaya başlarsanız iyi olur…

Yukarıdaki Afrika deyişinde, rekabetçiliğin ve hızın önemi vurgulanmaktadır. Böyle bir zaman ve dünyada “girişimcilik”, etkili bir yaşamın yönetiminde önemli ve somut bir role sahiptir. Girişimciliğin, riski üstüne almak ve mal-hizmet üretmek gibi iki temel özelliği vardır. Vizyon ve yaratıcı fikirler eylem planına dökülmedikçe ve hayata geçirilmedikçe yok olmaya mahkûmdurlar. Mezarlıklar, düşüncelerini gerçekleştirememiş ölülerle dolu olduğu gibi, arşivler de hayata geçirilmemiş mükemmel projelerle doludur. Bu konuda El Cezeri “Hayata geçirilmemiş her bilgi, doğru ile yanlış arasında bir yerlerde durur” demektedir.

Hep çocuklarımıza uslu durmasını, sormadan bir şey söylememesini, orayı burayı merak edip kurcalamamasını ve de her şeyden önemlisi büyüklerine sormadan bir işe kalkışmamasını, aksi takdirde ise başına geleceklerden tek sorumlunun kendisi olduğunu söyler dururuz.

John Compere tarafından kaleme alınan “Kişisel Mükemmellik Andı”, adeta bir “Kişisel Girişimcilik Yasası” özelliği taşımaktadır.

Ben, dünyaya geldiğim genetik yapıyla yaşamımı oluşturan tüm deneyimlerin bir toplamıyım. Bu deneyimlerin bazıları iyi, bazıları kötü, ama hepsi benimdi. Şu anda, olmayı hak ettiğim kişiyim. Yaşamım, konumum ve çevreme olan etkim, yaptığım seçimlerin bir yansımasıdır. Eğer tümüyle olabileceğim kişi değilsem, bu daha yükseğe ulaşmayı seçmediğim içindir. Değiştiremeyeceğim geçmişte yaşamamaya ya da garantilemeyeceğim geleceği bekleyerek zaman yitirmemeye ve tüm sahip olduğum şey olan “Şimdi”nin gerçekliğinde yaşamaya kararlıyım. Her şeyi beceremeyebilirim, ama bazı şeyleri yapabilirim. Elbette her şeyi yapamayabilirim, ama bazı şeyleri pekâlâ iyi becerebilirim. Kazanacağımı garanti edemem, ama şunun için söz verebilirim: Kaybetmenin yaşamımda bir alışkanlık haline gelmesine izin vermeyeceğim ve eğer kaybedersem, bu yürekliliğimi kaybetmek anlamına gelmeyecek. Böylece yaşamı dimdik ve yüreklilikle karşılayacak, onu tüm benliğimle duyumsayacak, büyük düşünecek ve tüm varlığımla çabalayacağım. Başaracaklarım belki insanlık tarihinin yönünü değiştirmeyecek, ama girişimlerim kendi yazgımı değiştirecek. Kendimi bu sözü gerçeğe dönüştürmeye adıyorum.

Pavlov’un köpeklerle yaptığı deneylerden “dürtü-tepki” kuramını çoğumuz biliriz. İnsanlar da belirli bir dürtüye, belirli bir tepki verecek biçimde koşullandırılır. Yani “reaktif insan” olarak davranırlar. Duygular, koşullar, olaylar ve çevre O’nları yönetir. Reaktif insanlar; bekler, başına bir şey gelince tepki verir, öç almak ister, zıtlaşır, negatif enerjiyle doludur ve sadece ilgi alanına odaklanır.

Proaktif insanlar ise; ön alan, olayları ve çevreyi yönetendir. Aslında insana özgü, özel yetilerimiz bizi hayvanlardan daha üst düzeylere yükseltir. Bu yetiler; öz bilinç, hayal gücü, vicdan ve bağımsız iradedir. Bu yetileri kullanarak inisiyatifi ele almalı, edilgen değil etken olmalı, yani proaktif insan olmalıyız. Proaktif insanlar ileriyi düşünür, başına bir şey gelmeden tepkilerini verir, zehri ve sıkıntıyı dışarı çıkarır ve işine devam eder. Bu kapsamda girişimci ruha sahip olan insanların “proaktif” özelliğe sahip olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Aslında fikirler bitmiyor, yani esas problem fikirden kaynaklanmıyor. Ancak düşüncedekini maddeye dönüştürmek zor olabiliyor. Onları aşmak gerekiyor. Bir de düşünce alanında sözel alışkanlıklarımız olduğu için hayallerimizi birisine anlattığımız zaman tatmin oluyoruz. Ama batılı öyle tatmin olamıyor, mutlaka onu yapması, yazması, madde haline dönüştürmesi gerekiyor. Eylem planı bulunmayan bir vizyon ancak bir hayal olur. Fikir bir benzin gibidir. Birçok kişide benzin vardır, fakat onu bir motora koyup çalıştırabilecek girişim, alevlendirebilecek kibrit yoktur. Rüyaları gerçekleştirmenin en kestirme yolu, rüyadan uyanmaktır. Doğru yolda olsanız bile, eğer orada öylece beklerseniz ezilirsiniz.

Girişimciliğin sihirli ve gizli bir yanı yoktur. Kalıtımsal bir yetenek de değildir. O, öğrenilebilecek bir disiplindir. Mükemmelliği başaranlar beyinlerinin en becerikli kısımlarına ulaşarak, ondan yararlanmada usta olanlardır, Onları diğerlerinden farklı kılan da budur. En çılgın hayallerinizin gerçekleşmesi, doğru yolda bugün anlatılacak adımlarla başlar. Bugün mükemmel eylemlere başlarsanız, yarın mükemmel sonuçlara ulaşırsınız.

Eylem olmadı mı, vizyon bir rüyadır. Vizyon olmadan da eylem, sadece boşa zaman geçirmektir. Ancak, eEyleme sahip bir vizyon dünyayı değiştirebilir. Alelade bir girişim, girişimsiz bir mükemmellikten çok daha iyidir. Yani, hiç kimse denemeden neler yapabileceğini bilemez. Goethe’ye göre “İnsanın, yalnız gerçeğin ne olduğunu bilmesi yeterli değildir; doğruyu istemesi ve yapması da gereklidir”. “Yedi katlı bir kule, bir toprak yığını üzerinde yükselir, bin fersahlık bir yolculuk da bir adımla başlar” der Lao-Tzu. Rüyaları gerçekleştirmenin en iyi yolu uyanmaktır. Çünkü açılmamış kanatların büyüklüğü bilinmez.

Hiç kimse sizden iyi değildir. Ama siz ortaya bir şey koymazsanız, bilin ki hiç kimseden daha iyi değilsiniz. Girişimci, aslında hayalindekini canlandıran ve gerçekleştiren kişidir. O, bir şeyleri hayalinde canlandırabilir ve hayalinde canlandırdığı zaman nasıl yapacağını tam olarak görür. Zaman zaman yanılgıya düşmüyorsanız, girişimde bulunmuyorsunuz demektir.

Basit bir adamın elinden geleni yapmaya çalışması, zeki bir adamın tembelliğinden iyidir. Hiçbir zaman gökten gül yağmaz. Daha çok gül istiyorsak, daha çok fidan dikmemiz gerekir. Tanrı her kuşun rızkını verir, ancak yuvasına koymaz. Gidilip, yerinden alınması gereklidir.

Ernst & Young şirketinin başlangıç aşamasındaki sloganı “Büyük düşün, küçük adımlarla başla” olmuştur… Gerçekten de binlerce kilometrelik yolculuk tek bir adımla başlar... Dik tepelere tırmanmak için, başta yavaş yürümek gerekir.

Başarılı olmak istiyorsanız, herhangi bir anda başlayabilirsiniz ama mutlaka başlamalısınız. Yeni bir adım atmak ya da yeni bir söz söylemek! İşte insanların en çok korktukları şeyler... Eğer bütün olası engellerin ortadan kalkmasını beklemekle vakit geçirirseniz, hiçbir şey başaramazsınız. Yaşamaktan korkmayın. Bir şeylerin değişeceğini beklemekle vakit harcamayın. Daha çok vaktiniz olana kadar, daha az yorgun olana kadar, beklediğinizi alana kadar, her şey oturana kadar, kadar, kadar, kadar...

Siz yaşamaya başlamazsanız, hayatınızda büyük bir değişiklik olacağını sanmayın. Olduğunuz yerden başlayın. Bulunduğunuz yerde çalışın. Şu anda harcadığınız saat, başarıdan uzak olduğunuzu sandığınız an, bir sürü harika fırsatla doludur. İlk adımı attığınızda, beyniniz tüm gücünü size yardıma gönderecektir. Bir kere başladığınızda, sizin içinde olduğunuz ya da olmadığınız her şey size yardımcı olacaktır. Başlamanın tek yolu, başlamaktır. Hedefe varmak şansa bağlı değildir, seçimlerinizin sonucudur. Başarı, sizi bekleyen bir şey değil tam tersine sizin oluşturacağınız bir şeydir.

Karşınıza harika fırsatlar çıkmasını beklemeyin. Herhangi bir fırsatı değerlendirin ve harikalar oluşturun. Fırsatlar bazen şanssızlıklar ya da geçici yenilgiler halinde gelebilir. Bulunduğunuz noktadan başlayın. Şu anda tam fırsatların ortasındasınız. Rüyalarınızı elde etmek için uğraşın ki, elde edebilesiniz. Hedefi olmayan başarı yoktur. Herhangi bir şeyi başarmak için kesin bir amaç belirlenmelidir. Hayattan ne istediğinizi bilmek, istediğiniz şeyleri elde etmenin ilk adımıdır. Nereye gittiğinizi biliyorsanız yollar önünüze açılacaktır. Hedefler size başlama ve varış noktalarını verir. Böylece oraya gitmenin size neye mal olacağını da belirleyebilirsiniz. Ne istediğinizi belirleyin. Ana hedeflerinizi, amaçlarınızı ve gideceğiniz noktayı belirleyin. Rüyalarınızı gerçekleştirmek için hedefinizi belirleyin.

Bir işe girişmek için iyi bir gerekçemiz yoksa ona başlamamak için iyi bir nedenimiz var demektir. Bizim hayattaki başlıca işimiz donuk, belli belirsiz şekilde uzaklarda bulunanları görmeye çalışmak değil, gözümüzün önünde apaçık duran şey için ne yapacağımızdır. “İyi yapılmış, iyi söylenmişten daima çok daha iyidir” der Benjamin Franklin. Gerçekten de kelime haline gelmeye çalışmayan düşünce, kötü bir düşüncedir; eylem haline dönüşmeye kalkışmayan kelime ise kötü bir kelimedir. Bir noktaya ulaşmanın yirmi değişik yolu olabilir… Ama bir an önce, aşağıdaki Afrika atasözünde vurgulandığı gibi bunlardan birini yapmaya başlamalısınız...

Yaşamak fırsattır, yararlanmayı bil.

Yaşamak mutluluktur, tatmayı bil.

Yaşamak rüyadır, gerçekleştirmeyi bil.

Yaşamak servettir, korumayı bil.

Yaşamak şanstır, kullanmayı bil.

Yaşamak maceradır, göze almayı bil. 

Yaşamak bilmecedir, çözmeyi bil. 

Yaşamak görevdir, tamamlamayı bil.

Yaşamak hüzündür, aşmayı bil.

Yaşamak verilmiş bir sözdür, tutmayı bil.

Yaşamak mücadeledir, kabullenmeyi bil.

Yaşamak kıymetlidir, mahvetmemeyi bil.

Yaşamak yaşamaktır, uğruna savaşmayı bil... 

 

Bu yazı 847 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • necdet isenlik
    1 ay önce
    dünya genelinde hatta ülkemizde engelli olup azimle çalışmayla başarıya ulaşan çok insan var, başarmak için inanmak ve çalışmak elbette önemli, gözleri görmeyen biri evereste tırmanabiliyorsa, işitme engelli biri dünyaca ünlü müzisyen oluyorsa , bizden biri Görme engelli Eşref Armağan ressam olabiliyorsa hayata tutunmak çalışmak vazgeçmemek lazım.. girişimcilik elbette çok mühim..