İŞ YAŞAMINDA VİZYONERLİK-2
Prof. Dr. Ünsal Sığrı

Prof. Dr. Ünsal Sığrı

Bay Yönetim

İŞ YAŞAMINDA VİZYONERLİK-2

19 Mart 2019 - 12:22

Vizyon, görülmez olan şeyleri görebilme sanatıdır. Liderler, geleceğe ilişkin, basit, kolayca anlaşılabilir, açıkça arzulanabilir ve insanlara enerji veren bir vizyon yerleştirmelidir. Aslında bizim hiç olmamış şeyleri düşleyen liderlere gereksinimimiz vardır. Yüksek fikirler, yüksek dağlara benzer, alışık olmayanları ürkütür ancak “tomurcuk derdinde olmayan ağaç, bir odundan ibarettir”.

Hayallerinizi kovmayınız. Çünkü onlar gittiğinde belki siz kalırsınız, fakat artık yaşamıyorsunuz demektir. Vizyonunuzu oluşturun ve onu sistematik biçimde izleyin. Başarının garantisi yoktur. Bugüne hazır olmayanın, yarına hazır olması daha güç olacaktır. Bir gün her şeyin daha iyi olacağını düşünmek umudumuz, bugün her şeyin iyi olduğunu düşünmek yanılgımızdır.

Vizyon denen şey bir yıldıza benzer, ona hiçbir zaman yetişemezsiniz ama tıpkı denizcilere olduğu gibi, bize de yolumuzu gösteren odur. Aksiyon olmadan vizyon sadece bir hayal; vizyon olmadan var olan aksiyon ise sadece bir aktivitedir. Vizyon ve aksiyon dünyayı birlikte değiştirebilir. Ancak, eğer hiçbir şey yapmazsanız, hiçbir şey başaramayacağınızın garantisi vardır. İdeal denen şey tıpkı bir yıldıza benzer. Ona hiç bir zaman erişemeyiz ama tıpkı denizcilere olduğu gibi, bize yolumuzu gösteren odur. Hangisinden başlamak istersiniz…

Günlerden bir gün kurbağaların yarışı varmış. Hedef, çok yüksek bir kulenin tepesine çıkmakmış. Bir sürü kurbağa da arkadaşlarını seyretmek için toplanmışlar. Ve yarış başlamış.

Gerçekte seyirciler arasında hiçbiri yarışmacıların kulenin tepesine çıkabileceğine inanmıyormuş. Sadece şu sesler duyulabiliyormuş: “Zavallılar! Hiçbir zaman başaramayacaklar!”

Yarışmaya başlayan kurbağalar kulenin tepesine ulaşamayınca teker teker yarışı bırakmaya başlamışlar. Seyirciler bağırıyorlarmış: “Zavallılar! Hiçbir zaman başaramayacaklar!” Sonunda, bir tanesi hariç, diğer kurbağalarının hepsinin ümitleri kırılmış ve bırakmışlar. Ama kalan son kurbağa büyük bir gayret ile mücadele ederek kulenin tepesine çıkmayı başarmış.

Diğerleri hayret içinde bu işi nasıl başardığını öğrenmek istemişler. Bir kurbağa ona yaklaşmış ve sormuş: “Bu başarının sırrı nedir dostum?”Ama yanıt alamamış. O anda farkına varmışlar ki… Kuleye çıkan kurbağa sağırmış!!!

Hayallerinizi gerçekleştirmek için size sihirli gücü verecek aslan her birinizin içinde yaşıyor. Onu salıvermenin şimdi tam zamanıdır. Hayallerinizi ve ümitlerinizi gerçekleştiremeyeceğinizi söyleyen, bunu neden yapamayacağınız konusunda size bir sürü olumsuz neden sıralayan kişilere karşı sağır olmak da en iyisi galiba…

Robert F. Kennedy “Bazı insanlar bir şeyleri görür ve -neden?- diye sorarlar. Ben olmayacak zannedilen rüyalar görür ve -neden olmasın!- derim” sözü ile vizyon sahibi olmanın önemini açık bir şekilde ifade etmiştir. Bu konuda Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Başarı, başarılı olacağım diye başlayanın ve başarılı oldum diyebilenindir” sözünde saklı olan, Tanrı vergisi kişisel güce yani “karizmaya” inanmak gerekmektedir. Bu istek ve inanç bireyin beynindeki kişisel bilgisayarına yerleştikten sonra ona kavuşmak ise bir yaşam disiplini ve onu kesintisiz olarak uygulamak için bir kişisel arzu ister. Bu kişisel güç her insanda vardır ve doğuştan ona verilmiştir. Yeter ki bu isteği hangi yaşta olunursa olunsun, duyabilmek görebilmek ve onun insan hayatında çok ama pek çok, önemli başarı ve mutluluklarla dolu kişisel bir zenginlik oluğuna ve olacağına inanılsın ve o güç uyutulmadan çalıştırılsın.

Fransız yazar Honore De Balzac “Kuvvetli bir inançtan başka hiçbir şey, kuvvetli bir iş çıkaramaz...” diyor. Bu sözün içerisinde yatan gerçek “kişinin hayatta yaşamını değiştirebilecek tek kimse, yine kişinin kendisidir”.

Kişi her şeyden önce neyi neden istediğini bilmelidir. Neden ve ne istediğini bilmek, yaşam süreci içinde arzu edilen, ulaşılması istenen birlerce ihtiyacı içeren bir seçim ve karar aşamasında; en doğruyu, en güzeli, en yakışanı, en uygun ve başarılısını, o kimseyi gerçekten mutlu edecek ve başarılı gösterecek olanını seçmek ve ona sahip olmaktır. Bu seçim gerek meslek, gerek eş seçiminde, hatta neredeyse günlük yaşamın her detayında da bilinçli olarak neden ve ne istediğini bilen veya bilmesi gereken kimselerin işidir.

Vizyon, uzun vadede ulaşılmak istenen yer ve durumu, ilerlenecek yönü gösterir. Vizyon, organizasyonun gelecekte var olacağı ortamı tarif eder. Vizyonu oluşturabilmek için bugünden kopmak, geleceği tasarlamak gerekir. Henry Ford bu konuda “Eğer gelecek hakkında düşünmezseniz, asla bir geleceğiniz olmaz” demektedir.

19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Atatürk Samsun’a ayak bastığında, düşmanlardan arınmış bir ülkeyi, kurulacak olan Meclisi ve ilan edilecek Türkiye Cumhuriyetini zihninde canlandırmış idi. İstiklal Harbinin hedefi, ulusal hedefin doğrultusunda, ulusal hedeflere ulaşmak için çok gerekli unsurlar ihtiva etmektedir. Atatürk İstiklal Harbin sırasında hedef tespiti ve güç-hedef ilişkileri sorununu, harbin hedefi ve ulusal hedef seçimine örnek olacak şeklinde tespit etmiş ve bunu yayınlarla, sloganlarla içte ve dışta duyurmuş ve ulusuna mal etmiştir. Hedef çok açık belirtilmiştir: “Misak-ı milli hudutları ve dâhili ve harici istiklal”. Vizyon iki temel slogana bağlanmıştır: “Misak-ı milli” ve “Ya istiklal ya ölüm”. Hedef açık ve kesin olarak ifade edilmiştir. Böylece hedef kısa zamanda hem içerde hem dışarıda öğretilmiş ve vizyon etrafında ulusal birlik sağlanmıştır.

Hedef belirlenmediği sürece hiç bir şey olmaz, ileriye doğru bir adım bile atılamaz. Gerçek başarıya ulaşmak için uzun vadeli hedeflerimiz olmalıdır. İlerlemek istiyorsak, geleceğimiz hakkında planlar yapmalıyız. Kendimize bir hedef belirleyip, o hedefe ulaşmak için çalışmaya karar verdiğimizde sahip olduğumuz enerji kat kat artar. Hedefler sıkıntıyı ortadan kaldırır. Hedefler pek çok kronikleşmiş hastalığa iyi gelir. Başarıya ulaşmaya kararlı kişiler, ilerlemenin basamaklarının birer birer çıkıldığını öğrenirler.

Vizyon; “ne yaratmak, ne olmak istiyorum?” sorusunun yanıtıdır. Vizyon, kafamızda geleceğimize yönelik olarak canlandırdığımız resimdir. “Paylaşılan vizyon” ise, “ne yaratmak, ne olmak istiyoruz?” sorusunun yanıtıdır. Paylaşılan vizyon, örgüt olarak kafamızda geleceğimize yönelik olarak birlikte canlandırdığımız resmin bütünüdür.

Paylaşılan vizyon, ortak sorumluluk duygusu ve işbirliği sağlar. Ortak bir kimlik yaratır. Paylaşılan vizyon “yap-boz oyunu“ gibidir. Önce bir resim çizilir, daha sonra bu resim yap-boz’un girintili ve çıkıntılı parçalarına dönüştürülür. Yap-boz’u çözmeye çalışan kişi, büyük resmi oluşturacak şekilde parçaları yerleştirmeye çalışır. Bir küçük parça eksik kalırsa, resim de tamamlanamaz.

Yıllar önce katıldığım bir kongrede önemli bir holdingin CEO’su “misyon, vizyon, atmasyon…” benzetmesi yaparak, aslında duvara asılı süslü “çerçeve vizyonu” veya kilitli olarak bekleyen “çekmece vizyonlarının”, satırlarda kalan cümlelerden ibaret olduğunu ve çalışanların beynine ve yüreğine kazınmasında çoğu zaman başarılı olunamadığını vurguluyordu. Bu husus, son derece kurumsallaşmış holdinglerde bile anılan sorunun varlığı açısından beni etkilemişti. Gerçekten de vizyona bağlılık Doğan Cüceloğlu’nun da vurguladığı gibi, düşüncelerinin arkasındaki niyetin farkında olmayan, sözü, gözü, davranışı birbirine uymayan insanların yaptıkları şekilde “mış gibi!” olmamalıdır.

Paylaşılan vizyon, kişisel vizyonlardan ortaya çıkar. Örgütteki insanlar için önemli olan, çalışanların vizyonu değil, onun kendi vizyonudur. Bu nedenle, paylaşılan vizyona gösterilen ilginin gerçek kökeni kişisel vizyonlardadır. Paylaşılan vizyonlar kişisel vizyonların etkileşime girmesi sonucu oluşur, ortaya çıkmaları zaman alabilir.

Paylaşılan vizyon oluşturmak, “daha büyük dava” için kişisel vizyonların feda edilmesi anlamına gelmez. Yapılması gereken; çeşitli vizyonların bir arada var olmasına izin vermek, dinleyerek, anlatarak ve benimseterek tüm kişisel vizyonları aşan bir yön bulmaktır. Vizyonun çok iyi anlatılabilmesi can alıcı niteliktedir. Zihniyet değişimi, emir vererek değil, insanların zihinlerine ve gönüllerine hitap edilerek gerçekleştirilebilir.

Vizyon, yenilikçi bir bakış açısı geliştirerek statükoya meydan okumaktır. Vizyon, insanın bir eliyle gerçek dünyayı tutarken, diğer elini geleceğin dünyasına uzatarak ona dokunmaya çalışmasıdır. Sony “Japon malı, tapon malı” denilen bir dönemde vizyonunu “Japon ürünlerinin dünyada kalite ile özdeşleşmesini sağlamak” olarak özetlemekteydi. Elbette ki ulaşılamayacak kadar büyük ve hayali vizyon oluşturmanın bazı dezavantajları da görülebilir. Goethe “İnsan, yaşamının dörtte üçünü yapamayacağı şeyleri istemekle geçirir” diyerek, yıldızlara bakan adamın, yoldaki çamur birikintilerinin içine girmeye mahkûm olacağını bize hatırlatmaktadır. Diyojen ise “Felaketin başlıca kaynağı, ölçüsüz arzularımızdır” diyerek, insanların kırmızı bir güle doğru koşarken çoğu zaman ayaklarının altında ezilen kır çiçeklerinden habersiz olduğunu belirtmektedir.

Hepimiz kötü deneyimlerle karşılaşabiliriz, ama hiç kimse acı veren reçeteler almak istemez. Ama potansiyelimizin üstüne “kapaklar” koyarak kendimize ve başkalarını cezalandırırız. İleri bakmak gereklidir, yoksa kendimizi arkada buluruz. Hedeflerimizi yüksek tutarak kendi kendimizle sürekli yarışmalıyız. Büyük kafaların büyük hedefleri vardır. Küçük kafaların ise sadece arzuları… Küçük kafalar talihsizliklere boyun eğerler. Büyük kafalar ise, talihsizliklerin üstünde yükselirler. Kısaca Jackson Brown’ın dediği gibi “El freni çekik yaşamayalım!!!”…

Bu yazı 3150 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 3 Yorum
  • Ercan Gök.......
    3 gün önce
    Hocam 96-97 yılları yer kıbrıs yiğitler köyü.Komutanım top atışında hedefi tek vuran çavuşunuz olarak ne kadar sevinmiştik.O kadar samimiydinizki üstüme atlamıştınız sevinçten hey gidi günler hey.Topçu üsteğmen Ünsal Sığrı nereden nereye hakeden KAZANMIŞ diyelim.başarilarınızin devamını dilerim
  • Ercan gök.....
    3 gün önce
    Hocam 1996-97 de kıbrısta üsteğmen olarak komutanımdınız bende çavuşunuzunum hedefi tek biz vurmuştuk sevinçten ast üst kalmadı üstüme atlamıştınız hey gidi günler
  • necdet isenlik
    2 ay önce
    emeğinize sağlık hocam, son derste anlattıklarımıza yakın olmuş,, ilk kez okudum haberimiz yoktu bu köşeden..diğer yazılarınızıda okumaya gayret edeceğiz.. devamını bekliyoruz