Koronavirüs Krizinin Yönetimlere Düşündürdükleri - 4
Prof. Dr. Ünsal Sığrı

Prof. Dr. Ünsal Sığrı

Bay Yönetim

Koronavirüs Krizinin Yönetimlere Düşündürdükleri - 4

18 Mayıs 2020 - 15:58
Reklam

İş Yaşamına Yansımalar-2
 
Koronavirüs temalı önceki yazılarımda, yeni gerçeklik ve yeni normal kavramları kapsamında koronavirüs krizinin yönetimlere düşündürdüklerini ve krizlerin -eğer iyi ele alınırsa- nasıl avantajlar getirebileceğinden bahsettim. Yönetimlerce krizlerin etkili yönetilmesinin yollarını; “senaryo planlaması yapmak, stratejik dönüm noktasını yakalamak, proaktif olmak ve yaratıcı-yenilikçi düşünmek” kavramlarına vurgu yaparak açıklamaya çalıştım. Yine, koronavirüs krizinin iş dünyasına yansımalarını; tedarik zinciri, maliyet artışı, stok yönetimi uzaktan çalışma vb. kavramlar bağlamda ele aldım önceki yazımda. Bu yazımda ise, iş dünyasındaki şirketlerin-kurumların önümüzdeki dönemde, öncekilere ilave olarak nelere dikkat etmesi gerektiğini vurgulamaya çalışacağım.
 
Bir kez şu kesin ki, insanlar evde online kaldıkça şirketler dijitalleşmek zorunda kalacak, yani şirket ve kurumların mutlaka “uzaktan yönetim sistemleri” geliştirmek durumunda olacağını söyleyebilirim. Yine şirket ve kurumlarda popülerlik kazanacak bazı kavramları;
  • Kurumsallaşma,
  • Veri analitiği,
  • Küçülerek büyüme,
  • Ölçek ekonomisinden yararlanma,
  • Verimlilik,
  • Risk odaklı bakış,
  • İşletmeyi ve istihdamı ayakta tutacak “kurumsal sürdürülebilirlik”,
  • Krizde ürünü çeşitlendirmeyi örneğin tekstilden-maskeye geçişi sağlayan “esneklik” olarak sayabilirim.
 
Önümüzdeki dönemde, “makyajlı-havalı inovasyondan” ziyade “gerçek-işlevsel inovasyon” önem kazanacak. Fantastik ürünlerden ziyade, solunum cihazı gibi nispeten çok daha basit ürünlere ne kadar ihtiyaç duyulduğu görüldü bu dönemde.
 
Önümüzdeki dönemlerde “Mavi okyanus stratejisi” esas olacak. Yani küresel ticaret zarar görse de şirketler dijital pazarlama (sosyal medya reklamları, Google reklamları vb.) yardımıyla “mikro ihracatı” destekleyecek şekilde dünyanın sadece birkaç değil tüm bölgelerini pazar olarak kendilerine hedefleyeceklerdir.
 
“Teknolojik ürün sahipliği” de önem kazanacak gelecek dönemde, böylelikle üretebilme cesareti perçinlenen teknoloji sahipliği, savunma sanayinin silahtan-tıbbi cihaz üretmeye uzanan rolünde gördüğümüz gibi önümüzdeki döneme damgasını vuracak gibi gözüküyor.
 
Şu kesindir ki; kriz sonrası bazı verimsiz işletmeler doğal seleksiyona uğrayacak ve yok olacak. Bir anlamda, yaşam desteğine bağlı olarak yaşatılan “zombi işletmeler”, teknik olarak ölmüşler ama biri oksijen pompalıyor, biri kan veriyor ve görünümde işletme yaşıyor. Bu oksijen ve kan çoğu kez kredi yolu ile yapılıyor. Düşük faiz ve kolaylaştırılmış ödeme koşullarıyla sunulan krediler özellikle paranın bol olduğu geçtiğimiz yıllarda birçok zombi işletme yarattı. Ama görüne o ki önümüzdeki dönemde fon yaratma ve bulma zorluğu ile birlikte bu işletmeler konsolide olabilecek. Aslında yok olan işletmeler için bu durum acı olsa da topyekûn verimlilik açısından iyi bir yanı da var bunun…
 
Bazı işletmeler kriz sonrasında uygun iyileştirmeler yaparak, safralarından kurtulacak ve yoluna devam edecektir. Bu dönemde danışmanlık faaliyetlerine -sanılanın aksine- daha fazla önem vereceklerini düşünüyorum. Bazı işletmeler özellikle sektör avantajından da yararlanarak (e-ticaret, teknoloji, telekomünikasyon, finans, medya vb.) daha da yükselecektir.
 
Önümüzdeki dönemde tüm sektörlerde maliyetlerin artacağı ve müşterilerin ürün-hizmetlere daha pahalıya ulaşabileceği artık kesin. Bu kapsamda öncelikle, -uçağa konulan aralık, sinemaya konulan aralık, markete alınan daha az kişi- ile mesafeler maliyetleri artıracak. Yine, dağılan tedarik zincirlerinin yerine yenilerini kurarken de maliyetler artacak. Çünkü maskeyi Çin’den alırken artık kendisi ve daha fazla maliyetli üretmek durumunda kalacak ülkeler ve işletmeler. Bu durum da ucuz işgücü ülkelerinde -kaybolan taleplerle- veya yeniden üretime girişen şirketlerdeki -robotlaşma ve otomasyon- ile işsizliklerin artabileceğine dikkat çekmek isterim.
 
Virüs, bugünün lokomotif kavramı olan girişimciliği de -maalesef- biraz törpüleyebilecek ve belki de ekonomik iştahı azaltacak gibi görünüyor. Örneğin, bir kişi metropolde yaşamak için bu kadar çalışmama gerek var, kırsala giderim daha az parayla geçinebilirim diyebilir. Veya bir sanayici bazı işkollarından çıkarak küçülmeye gidebilir.
 
Üretim faktörlerinden olan “nitelikli işgücü” önümüzdeki dönemde “entelektüel sermayenin” artan önemi ile birlikte önem artacak. Bilgiden daha ziyade -deneyim sahibi olma ve deneyim aktarma- ile “deneyim” kavramı vurgulanacak gibi duruyor. Deneyimin önem kazandığı bir dönemde de çalışanların “Hezarfen-Polimat” olması yani ve farklı disiplin ve yetkinlikleri aynı bünyede toplayarak “bin hünerli olması” önem kazanacaktır. Çünkü görüldü ki, günümüzün belirsizlik ortamında karşılaşılan karmaşık problemlere, daha sofistike çözümler gerekiyor ve bu çözümler de ancak tek bir teknikle değil “harmanlanmış” ve tek bir alandan değil “kesişim kümelerindeki” yaklaşımlarla gelebilir…
 
Kalın sağlıkla ve sağlıcakla…

Bu yazı 1113 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum