Dost-Hane Kapısı
Seyhan Özgün

Seyhan Özgün

Dost-Hane Kapısı

20 Haziran 2020 - 11:59
Reklam

Dostluk öyle genişlikte bir kavram ki herkesi farklı duygulara gebe bıraktırır...

En keskin virajda, belki de ölüme ramak kala, her şey bitti diye düşünürken ki gelen bir kıvılcım...

Cümlenin neresinden kendinizi içeri atacağınızı bilmeden bodozlama dalabiliyorsanız en çıkmazlıklara; işte bu dostluktur...

Hizası, mizanı, düsturu, kalıbı, matematiği, şekli, ilmi yoktur...

Bu kadarını yaparsan üç gömlek fazla yapılır denilecek  şartnameye bağımlı bir paketi de yok. 

Bol miktarda samimi-Niyet içerir...

Bir çınarın oluşumu gibi apaçık reçetesi...

Dürüstlük ile kökleri toprağa sımsıkı kenetlenir. Sağlam yaşanmışlıklardaki acı ve tatlılıkların bileşkesiyle gövde oluşur. Kendinden önce, ona atıftaki her bir düşünce, dallarına hayat verir. Görünmeyen meyvesindeki o lezzetin hazzına ve hatrına, sadakatın yaşamasına izin verir.

Dostluk bu, şakası olmaz. Filtreye takılmaz. Binlerce insanı elekten geçirirken, altta kalanlara tepeden bakmayan “merhametiyle” üste kalandır o... 

Senin hamurunu mayalarken tuzunu kararında koyan, olmazları olduran, yüzüne sebepsiz buseler konduran belki de bir mucizenin temsilidir.

Hayatımızı, ışığa tuttuğunuzda içi dışı gözüken bir film şeridi gibi düşünürsek, binlerce insan belli bir süreliğine hayatımıza girmiştir ve çıkmıştır. Çünkü onların, bizim hayatımız için biçilmiş rolleri vardır. Rollerini oynarlar ve belki de bizi bir eksilterek ya da üç arttırarak giderler...

Peki dostlarımız da öyle mi? Onlar öyle değil. Filmin her köşesinde...Onlar bize uzak bile olsalar çok içimizdeler. Bazen sebepsiz sanılan gülüşlerimizde, bazen dalıp gittiğimiz anılarımızda, bazen arkandaki boşluğu farketmeden yaslanıp düşecekken görünmeyen herküllüklerinde...

İşte onlardan çok yok. Kimine bir, kimine üç beş düşebilir. Gökyüzünde parlayan milyonlarca yıldızdan, gecenin serinliğinde seni en çok ısıtandır o...Fizana da gitsen, kuzeyin ışıklarını da izlesen o yıldız senin için hep orada, kaldığı yerden ısıtmaya devam edecektir seni...

Dostluk adına kelam çok. Anlattıkça yeni kelime sancısız doğum yapar. Elele verip anlatır arkadaşlık ile dostluk arasındaki derin farkları. En uzağa, kuvvetli fırlatsanda, bumerang gibi en dibinde yine onu bulursun. Diline “benim için kardeşten de öte” dedirtebiliyorsa sorgusuz o dostun en hasıdır.

Kahvenin telvesinde,  arkanda sana güç verecek diye başlayan, meçhule figuranlık için tıkıştırılan da dostluktur.

Hangi bohçayı açsan kokusunu salar. Sen bitti demeden bitmez yaşar içinde. Safını belli eder. Bal yapmasını bazen beceremese de bal gibi arıdır o...Yağmasa da gürlemesi yeter dedirten...Böyle bir kıymet, bir lütuf. 

Bir uyanın lütfen. Sorgulayın sağınızı solunuzu...Arife tarife ne hacet?  Destur beklemeden sarılın onlara. İçinizi dökün. Kursakta kalmasın acınızın zerresi. 

Onunla mutluluğunuzu dörtle çarpın. Üzüntülerinizi eksiktin. Hayatınızı toplayın. Lokman hekimin ölümsüzlük köprüsünde düşürdüğü iksirini bulun, onunla içmenize müsaade edin. 

Dostluk ile güzelleşecek hayata baktığınız o küçücük pencere....

Sevgiyle ve dostça kalın...

Bu yazı 253 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 1 Yorum