Nasıl Mutsuz Olunur?
Seyhan Özgün

Seyhan Özgün

Nasıl Mutsuz Olunur?

09 Aralık 2019 - 18:13
Reklam

İleri teknoloji sayesinde etkileşimde, dünyanın en kuvvetli gücü, tartışmasız sosyal medyadır. Ne kadar keskin ve tartışmaya kapalı bir cümle değil mi? 

Dünya nüfusu 7,7 milyar, bunun 2,9 milyarı sosyal medya kullanıcısı. %40 ‘a yakın aktif kullanım. İnternet kullanıcı alt ve üst yaş baremini söylemeye gerek var mı dedirten bir oran. 

İzlanda %98’lik bir oranla erişime en açık ülke olurken, dünyanın kapalı kutusu Kuzey Kore’de %0’lık erişim ile açık ara liderliklerini koruyorlar. Bizim ülkemiz mi ?Bizdeki durum çağa ayak uydurma çabasıyla %50 sınırında.

Doğru kullanıldığında mükemmel etkileşim aracı ama yanlış kullanıldığında istenilmeyen sonuçlara gebe bir durum kaynağı.

Avucumuzun içine kocaman bir dünya sığdırıp, oturduğumuz yerden yönetmeyi meğer ne çok seviyormuşuz! 

Artık dev kasalı, çift hörgüçlü bilgisayarlar, hantal laptoplar yerine; yemek masalarında çatal bıçak servislerinin hizasında konumlandırdığımız, wc molalarında bile ayrılamadığımız akıllı telefonlarımız var. Su içmek gibi, yemek yemek gibi vazgeçemediğimiz, uyuşmuş beyinlerle toplu intihar modelimiz. Otokontrolü kaybettiğimizde çığrından çıkan yeni bir bağımlılık sendromu.

Sosyal medya da küçücük birşeyi gövde gösterisine dönüştürmeyi ne çok seviyormuşuz. Çocuğunun doğum gününü ultra boyuta taşıyıp, ekranı pembe ya da mavi renk ile ayrıştırıp, doğum günü konseptlerinde rantçılara primi fazlasıyla veren ebeveynlere, çocuğu olamayanları, imkanları olamayanları hatırlatıp, nerede duracağınızı unuttunuz diyesim var!

Özel bir seremoniyi fırsata çevirip, sosyal medyaya bir kare vererek gündemde kalma çabasını, alınan beğeni sayısı ve samimiyetten uzak yorumlar ile doğru orantı kuran sosyal medya sevicilerine, amacınız eriştiniz mi diyesim var!

“Mutluluk paylaşıldığında artar, üzüntüler paylaşıldıkça azalır “teorisi, sosyal medya henüz doğmamışken, sanal alem yokken “var” hükmündeydi. Şimdi onun içinde “yok”luk hükmü verildi çoktan. 

Hasta ziyaretinde canı ile cebelleşen hastalara, serum / hava makinesi gibi amortismanların ön planda tutulduğu son bir öz çekimle vedalaşıyor hissiyatını veren ziyaretçiler için artık işin dozunu kaçırdınız diyesim var!

Sosyal medyanın içinde kolluksuz yüzüp, gerçek alemde bir çift cümleyi bir araya getiremeyenler için, klavyeler de bir yere kadar diyesim var!

Sosyal medyanın paranoyalaştırdığı hastaların sayısı her geçen gün yükseliş trendinde. Kendi kendini yiyip bitiren bir hastalık. Eşi, kimi beğendi? Neden beğendi? Yorum yaptı mı? Yorumunu karşındaki beğendi mi? Yorumuna yorum geldi mi? Neden bu resmi paylaştı? Sübliminal mesajı kime vermek istedi? Bi’dünya mesnetsiz soru dizini. Neresinden tutsan elinde kalır türünden. Bi yerden sonra kendi haline bırakmak gerek diyesim var!

Dönelim diğer tarafa, günü birlik yaz tatilinde, ayak parmak uçlarını havuz önünde çekip, Dubai’deki 7 yıldızlı Burj Al oteli konforunu ekranımıza taşıyan bu küçük kalpleri, kırılmasın diye  pamuklara sarasım var!

Biri bitse diğeri bitmez, mantar gibi her yerde sosyal hastalık, kol geziyor. Sosyal medyada fenomen olmak için artık yarışmalar düzenleniyor, burada sınıf atlaman için tüm sınırlarını kaldırman bekleniyor. Pes dedirtecek cinsten, içi boş bir yarış sen bunun neresindesin diyesim var!

İnsanın özeli perde gerektirir. Gizem gerektirir. Ulu orta, gelişi güzel olmaz paylaşımlar. İnsan, değerinin değerini kendi belirler. Hayatın tadını tuzunu kaçırmadan güzel paylaşmak gerek. Ne bir eksik, ne bir fazla, karınca kararınca misali dengeleyerek. İğneyi kendimeze batırararak. Özenilmiş hayatları kurgularımızdan çıkararak. O ne dedi bu ne dedi gibi soruları kendimize sorma cüretine erişmeyerek, daha kaliteli yaşamak herkesin hakkında saklı.

sosyal-medya-bagimliligi

Bu yazı 1881 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum