BİZİ EVDE TUTACAK GÜÇ KİMDE?
Tolga Ziyagil

Tolga Ziyagil

BİZİ EVDE TUTACAK GÜÇ KİMDE?

01 Mayıs 2020 - 16:22
Reklam

Korona salgını başladığından bu yana öğrendiğimiz en önemli açıklarımızdan birinin de kurallara uyup uymamamız oldu. Bir bölüm hem kendini ve ailesini hem de diğerlerini düşünerek yasaklara ve uygulamalara uyarken bir bölüm de ‘Ne olacaksa olur. Kasmaya gerek yok’ diyerek toplum sağlığını hiç saymaktalar ne yazık ki. Bugün dahi dışarıya zorunlu olarak veya olmayarak çıkanlardan kimileri ne maske ne de eldiven kullanıyordu. Bazısı da maskesini çenesine indirmiş olarak geziyordu kolunda sevgilisiyle. Salgından önce olsa maske takan birini hasta sanıp uzak dururken şimdi maske takanla dip dibe dolanıyoruz. Maske sizi %100 korumaz. Bulaşma olasılığını azaltır yalnızca. Dengelerin tersine döndüğü şu dönemde ne yazık ki yine de yitip gidenler var daha; belki kendi boşlamasından bel ki de bir başkasının. Resmen öldürmeye kalkışmayla eş değer. Küçümsenecek hiçbir yanı yok salgının. Ekrana yansıyan sayılara yalnızca sayı olarak bakıyor bir bölüm. Gerçekte ise o sayıların hepsi birer bireyler. Hafta sonu dışarı çıkmak yasak olmasına rağmen bu yasağı delip çıkanların yaptırım ödemeleri de bazılarını durdurmadı ne acıdır ki.

Müslüman bir ülke olarak başkalarının yaşamını sakıncaya atmaktan geri durmamız gerektiğini bir türlü belleklerimize yerleştiremedik. Güneşi gören tek ya da sevgilisiyle, eşiyle dışarıda ve de el ele geziyorlar. Bunun bir diğer nedeni de evde yapacak hiçbir uğraş bulamamalarından kaynaklanıyor. Ev hanımları duruma daha uyumlu ancak sürekli çalışan erkeklerin evde kalmaları onları bunalıma itiyor. Öyle ki bugün haberlerde ilginç bir olasılık çalışması yapılmış ve toplumla paylaşıyorlardı: Korona’nın olumsuz etkilerinden birinin kadın ölümlerinin artabileceği, bir diğeri ise çocuk yaşta evliliklerin artabileceği idi. Nasıl bir çalışmadır, neye dayanarak bu sonuca varıldı belleğim almıyor, almak da istemiyor. Bir salgın, nasıl olur da topluma aykırı olması gereken bir yanlışın artmasına neden olabilir siz söyleyin. Nasıl bir olumsuz duygu durumundayız ki buna neden olacak?

Salgın öncesi iş yaşantılarının çok yoğun olması nedeniyle kendine süre ayıramayan, bulamayan bireylerin şu anki boşlukta ne yapacaklarını bulamaması da ayrı bir çelişki. Sanırım yalnızca gezmeyi biliyorlardı ve yeterince gezemedikleri içindi tüm çırpınışları. Tümden bir sokağa çıkma yasağı olmadığı sürece bu süreç daha da uzayacak ve etkileri kötü olacak ne yazık ki. Daha yeni Nevşehir’de bir cenaze töreninde bir araya gelenlerin 45’inde Korona saptandı. Onca duyuru, uyarı, bilgilendirmeye rağmen. Dışarı çıkmaya karşı bir düşkünlük başlamış durumda. Sanırım zombi, vampir falan olması gerekiyor dışarı çıkmamak için ama onda bile güvenemiyorum. Hafta sonu biter bitmez gece 12 dışarı çıkan da var, ertesi gün alışveriş yağmalaması yapan da. Evet, evde olunca tüketim arttı ama en azından bunu kurallara uyarak yapmak her vatandaşın üzerine bir borç. Sen, ben, o. Bir kişinin yok sayması herkesi hasta ediyor. Durumun önemini anlamak için ailenize, size ya da sevdiklerinize bulaşmasını beklemeyin. Hastane ortamında tavana bakmak, evde rahat rahat oturup uğraş bulmaktan hiç de güzel değil. İsterseniz odanızda birkaç saat uyandıktan sonra deneyin bakalım, ne denli dayanabiliyorsunuz.

Yeryüzünün yüzünü yeniden sağlıklı bir biçimde görebilmek için yüzünüze maske takıp çıkın, elinize eldiven geçirin, gerekmedikçe evde kalın, dışarıdan gelince iyice ellerinizi yıkayın, evde kendinize yatırım yapın. Okuyun, doğru yayınlar izleyin, ailenizle süre geçirmenin tadını çıkarın çünkü işler olağana dönünce bugünlerin ne de değerli olduğunu anlayacaksınız. İşler günlük akışına dönünce yeni sıkıntılarımız olacak; ekonomik kriz, işsizlik bunların başında. Ülkece değil, yeryüzünce bu sıkıntıları yaşayacağız. Her biriniz değerlisiniz. Devlet toplumun sağlığı için çalışırken toplumun da üzerine düşeni yapması gerekiyor. Üretken olmaya, iyiliğe etken olmaya bakalım. Evde kal, geleceği gör.

Bu yazı 1308 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum