DENEYİMİN 5 PARA ETMEZ
Tolga Ziyagil

Tolga Ziyagil

DENEYİMİN 5 PARA ETMEZ

10 Temmuz 2019 - 09:32
Reklam

Hepimizin bildiği gibi 2019 yılı ekonomik olarak sarsıcı geçiyor. Yeni yeni zamlar, alım gücünün düşmesi, işsizliğin tırmanması derken ortam tam bir karmaşaya döndü. İki kez yapılan seçim de cabası. İstanbul’un düzeni Türkiye’nin düzeniydi ne de olsa. Gelirin ve verginin büyük kısmı oradan elde ediliyor ve ekonomi çarkının dönmesini sağlıyor. Öyle böyle derken atlattık çok şükür. Şu sıralar yine derdimiz işsizlerin nereye, nasıl ve hangi aylıkla işe başlaması diyebiliriz. Yalnız bu konuda da yine iki ucu keskin kılıç durumunda işsizler. Özellikle okuyup koluna altın bileziğini takmış genç ve deneyimli 27-35 yaş arası artık kendi iş alanından vazgeçmeye başladı. Ne bulursam girerim eşiğini çoktan geçti.

Kılıcın bir ucunda devletin iş alanı oluşturma, destekleme ve yeterli/gerekli eğitimli bireyler yetiştirme sıkıntısı varken, diğer ucunda işverenler var. Asgari geçim aylığının da artmasıyla ucuz işçi/çalışan dönemi başlayalı çok oldu. Şimdi ise deneyimin var ama bu kez hakkettiğin parayı vermeyen işveren var. Aslında artık işvermeyen desek daha doğru. Çünkü hem çalışandan deneyim isteyip hem ucuza çalışmasını beklemek demek hem pastam dursun hem karnım doysun sözüyle eş değer. Öyle bir dünya yok ne yazık ki. Yıllarınızı vereceksiniz, dirsek çürüteceksiniz, işinizde belli bir bakış açısı yakalayacak, kendinize değer katacaksınız, dil öğrenecek, aranan bir çalışan durumuna geleceksiniz ama asgari ya da çok az üstündeki bir aylığa varım diyeceksiniz. Üzgünüm ama ucuz etin yahnisi olmadığı gibi mutsuz çalışan da çalıştığı yere canla başla değer katmaz, katmak istemez. Kimse de suçlayamaz. Ne denli ekmek o denli köfte.

Bugün güzel bir söz duydum. “Bunca cahilin arasında bunca eğitim gereksiz. Önce bir öğrendiklerini uygula, ilerle, üret sonra eksikliğini duyarsan eğitimini ilerlet.” diye. Çok da yerinde bir saptama açıkçası. Çünkü ülkece hem bilgisiz hem eğitimsiz bırakılmaya çok uygun bir durumdayız. Kimse okumuyor, düşünmüyor. Kas gücüyle ilerlemeye çalışıyoruz yalnızca. Dolayısıyla da emekleme dönemindeyiz yeniden. Bir kez daha bilgisizlikle savaşmak, bilinçlenmek, bilinçlendirmek, üretmek ve hız kazanmak zorundayız. Ortamda çeşitli onlarca alanda deneyimli işsiz dururken, hangi alanın gelişmesini istesek boşuna. Çünkü işverenin anlamadığı bir nokta daha var. İşinin sürekliliği için senin yetişmiş kişilere gereksinimin var ve süregelen durumda senin ayakta kalabilmen yalnızca bir süre daha işinin kendi kendine yürümesinden kaynaklı. Bir yerde tıkanacaksın ve aradığın kişiyi bulamayacaksın. Dolayısıyla da grafikte düşüşe geçecek ve belki de kapatacaksın. Sonra kendini değil başkalarını suçlayacaksın.

Deneyimin 5 para etmediği şu dönemde iş ilanlarındaki deneyim isteklerini gördükçe gülüyorum ve acıyorum. Aylarca açık kalan ilanlar, binlerce başvuru ama işe başlayabilen yok. Neden? Çünkü hep tepedeki varlıklı olmak istiyor. Bas çalışanın, işçinin üstüne çık en tepeye. Manzara güzel ne de olsa. Yine sevdiğim bir söz var:

Olma keser gibi hep bana hep bana, bencil.
Olma kürek gibi hep sana hep sana, kıyakçı.
Ol testere gibi bir sana bir bana.

Çalışanın da bir yaşamı olduğunu, ailesini geçindirdiğini, kendini geliştirmek ve sevdiği uğraşlarla ilgilenmek istediğini, bekarsa evlenmek, evliyse geçinmek istediğini unutmasanız ne iyi olurdu. Birden fazla kişinin yapacağı işi tek birine yığmasanız da yeterince çalışan alsanız hem işsizlik azalsa hem kaliteli üretim, işçilik, hizmet artsa, ülke ayağa kalkıp yürüse, yükselse ne iyi olurdu. Herkes elini taşın altına sokup o taşın altındakini ezilmekten kurtarsa ne güzel olurdu. Ama olmuyor. Niye? E aynanız var değil mi?

Bu yazı 1801 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum