DİLİMİZE DE VİRÜS BULAŞTI
Tolga Ziyagil

Tolga Ziyagil

DİLİMİZE DE VİRÜS BULAŞTI

12 Mayıs 2020 - 09:47 - Güncelleme: 12 Mayıs 2020 - 09:49
Reklam

Şu andan başlamak üzere artık yeryüzünde Korona Virüs’ün bulaşmadığı hiçbir ülke, yer kalmadı. Ne yazık ki henüz aşısı da bulunamadı ancak çalışmalar, araştırmalar sürüyor. Olumlu gelişmeler var bu alanda. Umarız ki tez sürede aşısı bulunur ve bu salgın da geçmişte yerini alır. Hepimizin bildiği gibi virüsün bulaşmaması çok güç. Neredeyse bulaşmadığı alan, konu da yok. Bunlardan biri de ne yazık ki dilimiz, güzel Türkçemiz. Kişioğlu her konuda olduğu gibi virüsün gerek yeni gerekse yeni gündeme soktuğu bazı sözcükleri özellikle doktorlar, sunucular, çeşitli yayın organları başta olmak üzere gelişigüzel ve düşünmeden kullanıyorlar. Dolayısıyla da toplum bu sözcükleri olduğu gibi alıyor, kullanmaya başlıyor ve hiç yadırgamadan, düşünülmeden, dilin üretkenliği hiç kullanılmadan dillere yapışıyor. Oysaki hepsinin bir Türkçe kaşlığı var ya da türetilebiliyor. En son çare olarak da olduğu gibi alınıyor. Bugün sizlere bazı sözcüklerin dilimizdeki karşılıklarını vereceğim. Umulur ki kullanırsınız. Çünkü dil, bir milleti millet yapan, onu özgün kılan en önemli olgulardan birisidir. Şimdi gelelim sözcüklere;
 
  1. Epidemi -> Salgın
  2. Pandemi -> Karasalgın, Kıran
  3. Vaka -> Olay, Sökel
  4. Maske -> Yüzlük
  5. Siperlik Maske -> Yüz Kalkanı
  6. Enfeksiyon -> Bulaşı
  7. Ventilatör -> Solunum Aracı, Solunum Aygıtı
  8. Entübe Etmek -> Solutmak
  9. Pik Noktası -> Doruk, Tepe Noktası
  10. Filyasyon -> Bulaşı Kovuşturma
  11. Karantina -> Kapantı
  12. Sosyal Mesafe -> Güvenli Uzaklık (Aralık), Toplumsal Uzaklık (Aralık)
  13. Sosyal İzolasyon -> Toplumsal Yalıtım

Gördüğünüz üzere Türkçe karşılıkları herkesçe anlaşılır biçimdedir. Haberleri izleyen ya da okuyan kişiler anlamadıkları sözcüklerin anlamını nasıl olsa birilerinden öğreniriz deyip ya da hiç sormayıp yarım yamalak anladıklarıyla yetinmekle kalıyorlar. Durum böyle olunca da aktarılmak istenen bilgiler eksik oluyor ve yeri geliyor yanlış söylem sonucu yanlış bir uygulamaya neden olabiliyor. Üstelik bilgi kirliliğine dahi neden olabilmekte. Anlamını tümüyle kavrayamadığı bir sözcüğü yanlış yerlerde de kullanabiliyorlar. İşte bunun önüne geçilebilmesi için Mustafa Kemal Atatürk aracılığıyla Ankara’da 12 Temmuz 1932 yılında kurulan Türk Dil Kurumu çalışmalarını hız kesmeden sürdürmektedir. Öyle ki, bu çalışmalarında toplumun da yardımına başvurmakta ve ortaya bize özgü sözcükler çıkmaktadır. Tıpkı özçekim sözcüğünde olduğu gibi. Geriye de bulunan sözcüğün tümüyle kullanımına ve dile yerleşmesine kalıyor. Bunu da en güzel dilimize özen göstererek ve onu koruyarak başarabiliriz. Yoksa bazı alanlarda olduğu gibi diğer uluslara özenti olursak, dilimizi yitiririz. Dilini yitiren bir millet, kendi benliğini de yitirir. En sonunda da yok olmaya tutsak olur.

Dileğim odur ki böylesi durumlarda hemen kolaya kaçmak yerine dilin üretkenliğini koruyalım, sözcük üretelim ve kullanımını yaygınlaştıralım. Son olarak sizlere Türkçe ile ilgili söylenmiş sözleri aktarmak istiyorum;

“Türk Dili, Türk Milletinin yüreğidir; beynidir.” Mustafa Kemal Atatürk

“Türk Milletinin dili, Türkçedir. Türk Dili dünyanın en güzel, en varsıl (zengin) ve en kolay dilidir.” Mustafa Kemal Atatürk

“Önümüzde iki yol var: Ya uyanıp dilimizi koruyacağız ya da iki kuşak sonra Türkiye diye bir ülke, Türkçe diye bir dil kalmayacağını kabul edeceğiz. Seçim sizin.” Oktay Sinanoğlu

“Osmanlılar, Orta Asya’dan geldikleri zaman, birlikte getirmiş oldukları dili saklayabilselerdi ve uygarlık alanındaki ilerlemeleri ölçüsünde dilin gelişimini yine Türkçe içinde aramış olsaydılar, şimdi kendilerine pek büyük teşekkürler ederdik.” - Ahmet Mithat

“Başka dile uymaz annenin sesi, her sözün ararsan vardır Türkçesi” Ziya Gökalp

“Dilimizin Türkçe, Arapça ve Farsça’nın bir bileşimi olduğu söyleniyorsa da bu bileşim, bazı başka dillerde olduğu gibi bir çeşit kimyasal bileşim değildir. Dilimizde kullanılan Arapça ve Farsça sözcükler sürekli olarak bir yabancı olarak durur; bütünüyle dilimize karışmamış, dilimizin kurallarına, söylenişine kesinlikle uymamış, yabancılıklarını korumuşlardır. Bunun için, ne süre istersek bu yabancı sözcükleri atarak, dilimizi tertemiz etmek elimizdedir.” Şemsettin Sami

“Türkçem, benim ses bayrağım!” Fazıl Hüsnü Dağlarca

“Dil, bir uygarlık olayıdır. Bir uygarlığın kurduğu dil, başka bir uygarlığın düşündüklerini söyleyemez. Yetmez onu söylemeye. Bir ulus, uygarlığını değiştirdi mi, dilini de değiştirmek durumundadır.” Nurullah Ataç

“Milli duygu ile dil arasındaki bağ çok güçlüdür. Dilin milli ve varsıl (zengin) olması, milli duygunun gelişmesinde başlıca kurumdur. Türk Dili, dillerin en varsıllarındandır. Yeter ki bu dil, bilinçle işlensin.” Mustafa Kemal Atatürk

“Arkadaşlar, bizim uyumlu, varsıl dilimiz, yeni Türk damgalarıyla kendini gösterecektir. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk Ulusu, dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtaracaktır.” Mustafa Kemal Atatürk

“Türklüğün vicdanı bir, dini bir, imanı bir; fakat hepsi ayrılır, olmazsa dili bir.” Ziya Gökalp

“Türkçenin derinliklerine dalınca, gözlerime on sekiz bin evrenden daha yüksek bin evren göründü.” Ali Şir Nevai
 
“Mademki Türk’üz, öyleyse bir Türk gibi görür, bir Türk gibi düşünür, bir Türk gibi davranırız ve bir Türk gibi yazarız.” Ömer Seyfettin
 
Esen kalın.

Bu yazı 1789 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum