DÖRT BENLİK BİR SEN EDER
Tolga Ziyagil

Tolga Ziyagil

DÖRT BENLİK BİR SEN EDER

14 Haziran 2019 - 16:33
Reklam

Kendinizi ne denli tanıyorsunuz? İyi ve kötü yanlarınızı, eksikliklerinizi, gelişmiş özelliklerinizi... Peki karşınızdaki sizi nasıl biliyor? Çekingen, girişken, utangaç, kıskanç, gururlu, neşeli, olumlu, yardımsever... Ya zor durumlarda ortaya çıkan siz kim? Savaşçı, hırslı, korkak, manyak, sabırlı, tez canlı... E bir de hiç ortaya çıkamayacak siz. Karanlık. Bilinmez.

Yapılan gözlemlerde insan kişiliği genel olarak 4 bölümden oluşuyor. İlki, sizin kendinizi nasıl ve ne denli tanıdığınız kısım. Bu kısmı, günlük yaşantınız, yapmayı sevdiğiniz ya da hoşlanmadığınız eylemler, ne tür insanlarla beraber olduğunuz gibi kendinizce iyi bilinen ve gözlemlenen kısımlar oluşturuyor. Genelde kişi kendini nasıl tanıyorsa, öyle de davrandığını düşünür. Kendinizi tanımayla o şekilde davranma arasında az çok ayrım olsa da çoğunlukla birbiriyle tutarlıdır. Aralarında çok ayrım olmaz. Yine de yalnızken ya da başkalarıyla iken ayrılıklar gözükecektir. Kişi kendi kendine kaldığında tamamen özgürdür ve rahat davranır. Diğerleriyle birlikteyken de yalnızken yaptığı bazı eylemleri, davranışları törpüler ve o şekilde devinir. Genel olarak yaşantımızı bu ilk kısım üzerinden algılar ve yaşarız.

İkinci kısım karşı tarafın sizi nasıl tanıdığıdır. Yaptığınız eylemlerden tutun da yüz ifadelerinize, giyim tarzınıza, olaylar karşısındaki tutumlarınıza, onlarla olan ilişkinize, sesinizin tonuna, giyim kuşam tarzınıza dek birçok kısımdan oluşur. Arada sırada durup, karşı tarafa "ben nasıl biriyim senin gözünde?" diye sorarsanız, aldığınız yanıtlar karşısında şaşırabilirsiniz. Peki neden böyledir, yani kendinizi tanıdığınız gibi neden karşı taraf sizi tanımaz? Çünkü herkesin süzgeci başkadır. Yaşadıkları, deneyimledikleri ayrı olduğu için, sizi o süzgeçlerden geçirir ve süzülen kısım ile tanır. Olağan bir durumdur ve öyle büyük ayrılıklar olmaz kendinizi tanıdığınız durumunuzdan. Ne var ki sorduğunuzda, sizin bile bilmediğiniz bir özelliğinizi biliyor olabilir karşı taraf. Belki bu sayede siz de birinci kısma bir özelliğinizi daha eklemiş olursunuz. Diğer bir neden de herkesle aynı koşullarda ve de sürekli birlikte olmadığınız için, herkes sizi o birlikte olduğunuz süre uzunluğunda tanır ve süzer. Yanlarından ayrıldığınızda bu bilgi akışı durur, herkes yine birinci kısmına geri döner.

Üçüncü kısım, zor anlarda, büyük olaylarda, çok kötü bir durumda, yaşamsal sakıncanın olduğu, önem sıranızın değiştiği ve yaşamanın önceliği olduğu bg. durumlardaki sizsiniz. Bu kısma gelindiğinde kişi en temel iç güdülerine geri döner. Kaçmak, savaşmak, dona kalmak, aşırı saldırgan, aşırı çekingen, duygusal olarak çökme, can havliyle o durumdan çıkmaya çalışmak bg. olağan durumlarda hiç bilmediğiniz ancak bu anlarda ortaya çıkan sizsiniz. Bu tamamen genlerinizde ne kodlandığıyla ilgilidir. Doğal olarak zor durumlar karşısında deneyim kazandıkça, mantık da işin içine girecektir ancak öyle zorluklar içerisinde kalınca, kişi bile kendine inanamayabilir, durum ortandan kalktığında yaptıklarına şaşırabilir ve kendini el gibi duyumsayabilir. Oysa bu tamamen içgüdüsel bir davranıştır ve sizi kendi özünüze iyice yaklaştırır. Çünkü o anlarda mantık, işleyişi kesebilir ve gerçekte ne iseniz o şekilde davranırsınız.

Dördüncü kısım ise ne kendinizin ne de başkalarının asla bilmediği parçanızdır. Bilinçaltından bile derinde olduğu düşünülür. Girişi çıkışı olmayan, dışarıdan ya da içeriden kırılamayan, sızamayan bir siz. Orada öylece durur. Nasıl ortaya çıkar, nasıl ayırdına varırsınız şimdilik bilinmiyor. Ortaya çıkması iyi midir kötü müdür bilemeyiz ama şimdilik ilk 3 kısma erişebilirliğimiz olduğu için kendimizi şanslı sayabiliriz. Her gün, her geçen dakika veya saniyede dahi kendimize bir şeyler ekleriz, yıkarız, yeniden oluştururuz, bazen iyi bazen kötü bir özelliği yükseltiriz. İlk iki kısmı değiştirmek, üçüncü kısma göre daha olasıdır.  Kendinizi daha iyi tanımanız ve diğerlerince de o şekilde algılanmanız dileğiyle.

Bu yazı 1130 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum