Geleceğin Mimarları
Tolga Ziyagil

Tolga Ziyagil

Geleceğin Mimarları

24 Nisan 2019 - 09:56

Herkesin gelecek üzerine düşleri, tasarıları ve olumlamaları vardır. Yarının bugünden hep daha iyi olmasını ister ve uğraşır kişioğlu. Kimisi çok çalışarak, kimisi kendini yeterince geliştirerek, kimisi insanlığın yararına kendisini adayarak yapmaya çalışır bunu. Eğer tek iseniz bunlar geleceğiniz için yeterli nedenlerden bazıları olabilir. Öte yandan evli ve çocuklu iseniz bu kez geleceğin ne getireceğine daha da önem vermelisinizdir. Çünkü çocuğunuzun güzel bir geleceğe kavuşmasını, tohta (rahat) yaşamasını, acun (dünya) insanı olmasını istersiniz. Güzel bir ülkede iyi koşullarda eğitim alsın, güvenli bir ortamda büyüsün ve kendi yaşamını kurduğunda tıpkısını o da kendi çocuklarına yapsın istersiniz.

İşte böyle bir durumda kendinizden çok üzerine titremeniz gereken ve geleceği şekillendirecek olan çocukların gelişimi ve eğitimi çok büyük öneme iyedir (sahip). Bir yandan ona doğruluğu, eşitliği, adaleti, gelenek ve görenekleri öğretirken diğer yandan da kendi ayakları üzerinde durabilecek sağlam kişilik özelliklerinin şekillendirilmesi gerekir. Çünkü bugün yaptığınız her bir etki ileride başta size sonra da çevresine tepki olarak dönecek. Küçüklerin bellekleri ne denli doğru malzemelerle harmanlanırsa, ortaya çıkacak gelecek de o denli kıvamlı ve güzel olacaktır. “Ne ekersen onu biçersin.” atasözü tam da bu duruma uyan nitelikte.

23 Nisan 1920’de Mustafa Kemal Atatürk’ün tüm acun çocuklarına armağan ettiği ve bugün “UlusalEgemenlik ve Çocuk Bayramı” olarak 99. yılını kutladığımız haftadayız. Ne mutlu ve kutlu bir bayramdır. Atatürk, çocuklara verdiği önemi bir kez daha göstermiş ve onların gelişimine katkı sağlayacak girişimlerde bulunmuştur.

Ancak ne var ki, yetişkinler olarak son yıllarda yeni doğandan başlamak üzere ergenlik öncesi yaşa dek olan çocukların özlük haklarının bozulduğu, güvenli ortamın sağlanamadığı bazı talihsiz olaylar yaşandı. Öte yandan ülkemizdepek olmasa da küresel çapta bazı ülkelerde çocuk işçilerin çalıştırılması sürdürülüyor. Ne denli denetim de yapılsa bir şekilde buna tamamen engel olunamıyor. Bu zor koşullarda büyüyen, istismar edilen çocukların büyüyünce nasıl birer kişi olacaklarını az çok düşünebiliyorsunuzdur. Pek sağlıklı bir sonuç değil. Dolayısıyla da onların yetişkinlik dönemindeki dönemler geri dönüşümlü olarak biz ebeveynleri de kötü etkileyecektir. Belki yeterince sesimizi yükseltmediğimiz, anında tepki vermediğimiz, yaşananları hasır altı ettiğimiz, bir kezden bir şey olmaz diyerek yanlış bir inanca ve düşünceye iye olduğumuzdan göz ardı ettiğimiz için geleceği bir düğüm olarak karşımıza çıkarıyoruzdur. Sonradan ah vah tüh demenin hiçbir yardımı ve yararı dokunmayacak.

Lütfen, çocuğunuzun sizinle her konuda konuşabileceklerini onlara söyleyin, konuştuklarında yargılamak için değil, doğru tutumu sergilemelerine yardımcı olabilecek önerilerde ve eylemlerde bulunun. İnsani değerlerin ince ayarını güzel yapmazsanız istenmeyen bir gelecek için ipin ucunu bir kez kaçırmak yeterli olacaktır. Çocukların duyguları oldukça hassastır. Hiç beklemediğiniz olayları olgunlukla karşılarken, yine hiç ummadığınız durumlar onları incitebilir, yanlış düşüncelere kapılıp kökleşen kişilik özellikleri oluşturabilirler. Ve unutmayın ki tüm alışkanlıklar ile korkular çocukluktan gelir. O yüzden neyi nasıl verdiğinize çok çok özen göstermelisiniz. Bir yandan siz de onunla birlikte yaş almayı sürdürürken, kendi gelişiminizi de unutmayın. Onlara verecekleriniz doyurmazsa, dışarıdan almaya daha fazla eğilimli olurlar. Bu da onları sizin onları hazırlayamadığınız durumlara karşı savunmasız bırakabilir.

Çocuklarımız geleceğin temel taşlarıdır. Onları sağlam ve doğru yetiştirmezsek, gelecek hepimizin başına çökebilir.

Bu yazı 372 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum