İlk Taşı Günahsız Olanınız Atsın
Tolga Ziyagil

Tolga Ziyagil

İlk Taşı Günahsız Olanınız Atsın

27 Şubat 2019 - 13:07

Çok ünlü bir söz vardır İncil’de geçen: “Zina yaparken yakalanan bir kadın Hz. İsa’nın huzuruna getirilir ve onun taşlanarak öldürülmesi istenir. Hz. İsa bunun üzerine şöyle der: ‘Aranızda günahsız olan, ona ilk taşı atsın!’ (Bölüm 8, Zinada yakalanan kadın, Yuhanna İncili) Bunun üzerine hiç kimse kadını yargılayamaz ve Hz. İsa da kadını affederek gönderir.”

Bu örnek olay bundan 2 bin yıldan öncesine dayanır. O dönemde dahi birilerinin kusurlarını arayıp bulmak, hemen eleştirip yermek, ceza alması için elinden geleni ardına koymamak olduğu gibi bugün de bu katlanmış ve çeşitlenmiş şekilde günümüzde de sürmektedir. Kimse kendi ayıbını görmez ama başkasının ayıbını yüzüne vurmaktan, arkasından konuşmaktan çekinmez. Özellikle aile ilişkilerinde, iş yaşamında, arkadaş ortamında bunun örneklerini çokça görürüz. Buna karşın birisi bizim kusurumuzu gördüğünde ve bunu dile getirdiğinde sinirden yanardağ gibi püskürürüz ve hemen karşı atağa geçeriz. Ama sen başkasına yaparken iyiydi. Kendi ayıbına neden güçle karşılık veriyorsun ki? Demek ki yapılmaması gereken bir davranış. E öğrenmenin yolu çoktur. Ama iyilikle ama kötülükle.

Bir çift düşünün, yeni tanıştıklarında birbirlerinin en iyi durumlarını, özelliklerini gösterirler başlangıçta. İlişkide ilerledikçe birbirlerini eleştirmeye, kötü özelliklerini yüze vurmaya, kişiliklerini değiştirmeye çalışırlar. Üstelik yetmezmiş gibi bir de gidip arkadaşına, ailesine anlatır. Sinirini atamaz bir türlü. Kendisi olağanüstü ya! Tek sorun karşıdakindedir. Böylesine en güzel armağan bir aynadır. Al bununla ilişki kur.

İş ortamını düşünelim. Eğer ki çoğunluğu iş yerinde geçen bir iş yaşamınız varsa dedikodu kaçınılmaz olabiliyor. Arkadan konuşmayı sevmeyen, uzak durmaya çalışan biriyseniz, er geç sizinle ilgili de dedikodu başlatırlar ve bu bataklığa çekerler. “Zaten ne iş yapıyor ki?”, “Onun yaptığını ben gözü kapalı yaparım.” , ”Sessiz durup saman altından su yürütüyordur kesin.” , “Yöneticinin köstebeğidir bence.” !?!?! Ya adam/kadın düzgünce işine gelip gidiyor, alın teriyle para kazanmaya çalışıyor, siz neyin kafasını yaşıyorsunuz? Neyin çekememezliği bu? Hemen pençelerini çıkarıp saldırmaya hazır beklemek nasıl bir iş görgüsüdür?

İkili ilişkilerde de durum benzerdir. Senin eksiğin varsa, gider onu 10. kişiden duyarsın. Bir bakarsın ki en yakın arkadaşına dayanır ucu. Genelde de en yakının bilir seni nasıl vuracağını. Unutmayın. Acı ama gerçek. Otobüste, metroda, sinemada, alışverişte, okulda, parkta bağda bahçede sürekli bir eleştirmeye hazır ancak eleştirilmeye kapalı durumdasınız. Ama bazılarımız var ki gerçekten bilinçli ve kendini iyileştirmeye çabalıyor. Üstelik gittikçe de güzelleşiyorlar. Sizden uzağa gittikçe daha da.

Neden böyle bir ortam oluştuğu ise ayrı bir koca balondur belleğimizde. En önemlisi toplumu oluşturan bireylerin önce ailede sonra okulda yanlış yetiştirilmesi ve eğitilmesi, daha ötesinde kendisini geliştirememesi, dünyaya ve insanlığa ileri astigmatla bakmasından kaynaklanıyor. Önce kendine saygı duymayı bilmiyor ki bu kişiler başkalarına da duysun. İnsanlığı değil, insana benzer bir canlı organizma yaşamı sürdürüyor. Yiyor, içiyor ve ürüyor. Bu 3 eylemden öte köy yok onlar için. Bu durumda insanlık da eskilerde kalan bir sözcük oluyor. “Kusursuz dost arayan dostsuz kalır.” demişler. Güzel erdemlerden birisi de insanın önce kendini tanıması, kusurlarını bulup iyileştirmesi, sonra benzeriyle başı belada olana yardım etmesi, onun kusurunu örtmesidir. Ve bunu sessiz bir şekilde, en fazla o iki kişi arasında kalacak şekilde yapmasıdır.

Hiçbir koşulda dayanma gücümüzü kullanamıyoruz. Her iş, oluş hemen oluversin istiyoruz. Çevremizdekiler dediğimizi yapsın ama ben ne istersem onu yapayım diyoruz. Birisi gelip yapıcı eleştiri bile yapsa, sen sanki çok suçsuzsun, günahsızsın demeye kalkmalar, seni de biliriz önceden demeler. Ya bilsen ne olur bilmesen ne olur. Hadi bildin diyelim, insanın doğru yola girmeye hakkı yok mu? Neyin korkutmasıdır bu? Yalnızca bu yüzden bile doğru davranan birisi, senin gibiler yüzünden başkasına yardım etmeyebiliyor. O bozuk makine gibi çalışan çenene düşmemek için. Biraz kendinizi yönetmeyi, kaliteli olmayı, davranışlarınızda insanlık sınırlarını gözetmeyi deneyin. Yoksa bir gün kendi silahınızla sizi korkutup, kaçırırlar.

Eğer yargılanmak istemiyorsan, başkalarını yargılamayacaksın. Yapıcı ve yerici eleştiri yapmayı öğreneceksin. O süreye dek de ağzını kapalı tutmayı öğreneceksin ki seni de adam sansınlar.

Bu yazı 596 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum