Notre Dame'a Güle Güle
Tolga Ziyagil

Tolga Ziyagil

Notre Dame'a Güle Güle

16 Nisan 2019 - 23:07 - Güncelleme: 16 Nisan 2019 - 23:13

Yeryüzünde yaşayanların tümünün sahip olduğu ortak bir alan vardır: Geçmiş. İnsanlar çok uzun süreler yaşayamaz ama ardında bıraktıkları eserler bunu başarabilirler. Geçmişin izlerini bugün görenler ve onları anlayanlar nereden nereye geldiklerini ve nereye gideceklerini okur o izlerden. Her dönemin kendine özgü mimari yapısı yüzyıllar sonraya bir ileti, bir sesleniş, açık kaynaklı ve herkesin anlayacağı bir görsel yazı dili gibidir. Arabistan’da Kâbe-i Muazzam, İstanbul’da Ayasofya, Mısır’da Piramitler, Rusya’da St. Basil Katedrali, Hindistan’da Tac Mahal, İtalya’da Kolezyum, Kamboçya’da Angkor Wat ve dahası. Tüm bu güzellikler dünya ortak mirasıdır ve gelecek kuşaklara da ulaşacak yapılardır. Eğer ki korunabilirse. Geçmişte ünlü yapıların yok edildiğini de biliyoruz. Örneğin İskenderiye Kütüphanesi (Mısır), Samarra Camii (Bağdat) bunlardan ikisidir ve çok acıdır. Kişioğlu hiç acımadan bombalayıp yağmalayarak buraları bitirmiştir. Güç öfkeye, öfke yıkıma neden olmuştur. Böylece yüzyılların getirdiği birikimi anların içerisinde yok edebiliyor kişi ne yazık ki.

Bu hafta ise dünya mirası için çok üzücü bir olay daha yaşandı. Fransa Paris’te bulunan ve yapımı 1163-1345 yılları arasında tamamlanan, her yıl dünyanın çeşitli yerlerinden çok sayıda gezginin görmeye gittiği, Fransız gotik mimarisinin en gözde yapılarından biri olan Notre Dame Katedrali ne yazık ki çıkan yangında çok büyük oranda yandı. İçerisinde 13. yy’dan heykellerin ve birçok eserinde hasar gördüğü yangın yalnızca Fransa’yı değil, tüm geçmiş severleri de üzdü. Yerine geri konulması asla olanaklı olmayan bir durum. Geçen yıl içerisinde başlanan ve yaklaşık 10 yıl sürecek olan bakım, onarım ve yenileme çalışmaları için kurulan iskelelerde başladığı söylenen yangın, yapımı 182 yıl süren katedrali küle çevirdi. Tepedeki kulesi gözler önünde çöktü. Yangını izleyen halk ise göz yaşlarının tutamadı. Herhangi bir can yitimi olmaması ise en sevindirici yanı oldu. Bir can bir acuna değer sonuçta.

Victor Hugo’nun yazdığı “Notre Dame’ın Kamburu” adlı betiğini pek çok kişi bilir. 1831 yılında ilk kez yayınlanmış ve dünya klasik yazınında çok önemli bir yeri vardır. Oldukça kalın da bir betiktir. Üzerine filmler de çekilen, tiyatro oyunları da yapılan ve sürekli olarak canlı tutulan bir yaşayan geçmiştir Notre Dame. Ünlü kamburunu bilmeyen yok gibidir günümüzde. İşte böylesine birçok alana da esin kaynağı olan bir yapı, günümüzde hem müze hem de Roma Katedrali olarak etkin şekilde kullanılıyordu. Büyük bir simgesini yitirdi Fransa. Her ne denli özen de gösterilse, titiz de çalışılsa bazen olacakların önüne geçilemiyor. Yangının nedenini tam olarak bu satırları yazarken bilemesem de bakım çalışması sırasında çıktığı kesinmiş. Burada da insan etkeni göze çarpıyor. Ne yazık ki kişioğlu böylesi can yakan ve onulmaz bir acıyı ortaklaşa yaşamış bulunuyor. Fransa yönetimi büyük olasılıkla katedrali özgün durumuna getirmeye çalışacaktır diye düşünüyorum. Asla eskisi gibi olamasa da tamamen yok olmasının önleneceğini bilmek bir bakıma yüreklere su serpen türden bir eylem.

Tüm Fransa’ya ve ortak dünya mirası adına tüm insanlığa büyük geçmiş olsun. Umarız ki bundan sonra böyle bir yitim yaşamaz kişioğlu.

Bu yazı 369 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum