Önce Ana Babaya Bak Sonra Çocuğa
Tolga Ziyagil

Tolga Ziyagil

Önce Ana Babaya Bak Sonra Çocuğa

08 Mayıs 2019 - 12:17
Reklam

" Ah şu yeni kuşak gençleri. Toplu taşımada ne yer verirler ne de yüzleri kızarır. "

" Gençler ne bayram ne de büyük bilir oldular. Nerede o eski dönemler, sıcak, içten, mutlu aile ortamları."

" Var olasın. Yaşın 20 ama çok olgunsun çocuğum. Büyütenlerin emeğine sağlık."

" O çocuk mu? Çok ağırbaşlı, oturmasını kalkmasını bilen, saygılı biridir. Keşke benim çocuğum da biraz öyle olsa."

Bu tümceler arasındaki ayrımlar nereden kaynaklanıyor dersiniz? Tabi ki siz sevgili, saygılı ve başımızın tacı anne ve babalarımızdan. Çünkü sizler bizi yetiştirirken söylediklerinizden çok yaptıklarınıza baktık ve de uyguladık. Duyduğumuzu değil, gördüğümüzü yaparsak yaşamda kalabiliriz dedik. Anne babamız o şekilde davranıyorsa, vardır bir bildikleri dedik. Sigara içiyorsanız, içmeye; at yarışı oynuyorsanız, kahveye gitmeye; okuyorsanız, biz de okumaya; etrafınızı derleyip topluyorsanız, düzenli olmaya başlıyorduk. Çünkü sizler bizim yaşamdaki ilk kahramanlarımızsınız. Ve çocuklar kahramanlarına öykünürler. Ta ki kendilerini kahraman diye duyuruna dek. Ondan sonraki örneklerimizi kendimiz oluşturmaya başlıyoruz. Ama bazı gençler yine de sizden öğrendikleriyle yaşamda kalmayı sürdürebiliyorlar. En azından çabalıyorlar. Ve diğer anne babalar bu gençleri gördüğünde yukarıda ki tümceleri ve daha birçok olumlu ya da olumsuz düşünceleri kullanıyorlar. Bazı gençlerimiz şanslılarsa, gidişin ayırdına varıp iyiyi ve kötüyü seçmeye başlayarak kendilerini geliştirmeye ve geçmiş ile günümüzdeki "iyileri" seçip yaşamlarına uygulayabiliyorlar. Bazısı da kötüyü.

Bir kısmı ise o denli şanslı olmayabiliyor ve anne babadan öğrendikleriyle yaşamı sürdürürken iyi kötü ortaya karışık birçok şeyi de öğrenmeyi sürdürüyor ve onları da yaşamlarında uygulamaya çalışıyorlar. Ama çekirdekten gelen örnekler kolay kolay yerini bir başkasına bırakamıyor. Kimi genç varlıklı ailede, kimisi yoksul bir ailede dünyaya gelebiliyor. Evet, bu da yetişmede büyük bir etken ancak ya ahlaki eğitim! O da mı maddiyatla ilgili? Kesinlikle değil. Buradaki ayrılık sizlerden ötürü ortaya çıkıyor. Çünkü ahlaki görüş, toplumda öyle büyük değişkenlikler göstermez. Yoksul olabilirsiniz, çocuğunuzu iyi yerlerde okutamayabilirsiniz, ancak ona çok güzel bir ahlak kalıtı bırakabilirsiniz. İleride çalışarak para kazanacaktır zaten ama çalışarak ahlâk kazanılması çok olası değil. Diğer yandan varlıklı da olabilir, çocuğunuzu en iyi yerlerde okutabilirsiniz. Ancak ahlaki eğitim vermezseniz, her şeyin parayla çözümleneceğini sanıp kişiler arasında bir saygınlığı olmayacaktır. Asla gerçek arkadaşları olmayacak, aile kurduklarında da tıpkısını çocuğuna öğreteceklerdir. Böylece toplumda insanlar arasındaki ayrım gitgide büyüyecektir. Sonra anne babalar yaşlandığında, yukarıdaki tümceleri söylemeye başlayıp ya veryansın edecek ya da mutluluk duyacaklardır.

Eğer siz bayramlarda tatile çıkmak yerine aile büyüklerinizi ziyaret etseydiniz, toplu taşımada giderken sizden büyüklere, hastaya, hamileye, engelliye yer verseydiniz, çocuğunuz da genç olduğunda tıpkısını yapacaktı. İlk iki tümce ne yazık ki iyi bir örnek olamamış ailelerin eseri olan gençlerin tutumu. Son iki tümce ise iyi örnek olmuş ailelerin eseri olan gençlerinki. Aradaki ayrımın bu denli belirgin olmas ne yazık ki yaşamdaki ilk kahramanlarımıza dayanıyor. Kimi ailede çocuğa aşırı baskı, hele ki kız ise, kimi ailede ise fazla bir rahatlık söz konusu. Baskıyla büyüyen çocuk özgüveni az, yalnızca söyleneni yapmaya eğilimliyken, rahatına düşkün çocuk istediğini istediği yerde yapmaya atılganlık gösterebilir. Sonuç olarak etkilenecek olan yine anne ve babalar olacaktır. Çünkü çocuklar önce genç, sonra yetişkin olurken sizler hâlâ onlarla bir toplumda yaşıyor olacaksınız. Etkilerini görmemeniz olanaksız.

Peki ne yapılması gerek? Nasıl bir yol izlenmeli çocuk yetiştiriken?

Ben size söyleyeyim. Ahlak eğitimi ve bilimsel eğitimi bir arada vermeye çalışmalısınız. Çünkü bu ikisi de bir kuşun iki kanadı gibidir. Biri olmazsa uçamazsınız. Ailelerin en büyük yanlışı belki de buradan geliyor. Bu neden önemli peki? Ahlak eğitimi; manevi yaşamımızı düzenler. Yani canlılara değer veren, insanlara saygılı, toplumda görgülü ve efendi, büyük küçük bilen biri olmayı, herkesin eşit olduğunu bilmeyi, iyinin ve kötünü nasıl ayırt edileceğini öğrenmeyi sağlıyor. Bilimsel eğitim ise; maddi hayatımızı şekillendirir. Yani bu yeryüzünde nasıl yaşanacağını, nasıl ayakta kalıp savaşım verileceğini, seçeneklerin nasıl değerlendirileceğini öğrenmeyi sağlıyor. Ancak, bunu önce kendi yaşamınızda uygulamanız gerekecek. Zaten çocuğunuz sizi örnek alacaktır. Çünkü ileride ilk olarak çocuğunuz size toplu taşımada yer verecek, bayramda ziyaretinize ilk önce çocuğunuz gelecektir. Unutmayın ki, çocuğunuza söylenmiş her iyi ya da kötü söz, aslında kendinize de söylenmiş oluyor. Eğer kendinize ve ailenize önem veriyorsanız, ki ben öyle düşünüyorum, bu durumda haydi iyi birer örnek olmaya.

Ve çocuklar size sözsüz bir şekilde şunu söylüyor o temiz gözleriyle:

Haydi anne! Haydi baba! Bana gelecekte nasıl biri olacağımı gösterin.

Bu yazı 859 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum