Organik Robotlar: Çocuklar
Tolga Ziyagil

Tolga Ziyagil

Organik Robotlar: Çocuklar

30 Ekim 2019 - 16:28
Reklam

Eskiden çocuklara hiperaktif sözcüğü hiç yapıştırılmazdı. Neden? Çünkü böyle bir durum tanımlanmamıştı şimdiye değin. Dolayısıyla çocuğun yaramazlık yapması olağan bir durumdu. Ama şimdi öyle mi? Her devinimli çocuğa, yerinde duramayan, sürekli oyun oynamak isteyen, parka gidip arkadaşlarıyla hoplayıp zıplayan, evde nesnelerle kendine sanal dünyalar kuran her çocuk bir anda anne baba tarafından "hiperaktif bizim çocuk galiba." denip, çocuğun içindeki çağlayan şelaleyi durdurmak ya da yavaşlatmak için verdiler eline hemen el bilgisayarını, gelişmiş telefonları ya da koydular kara kutunun önüne acımasızca. Yeter ki dingin dursun, devinmesin, etrafı dağıtmasın, beni yormasın. E şimdi bu durumda ortada bir çocuk mu var yoksa çok erken yaşta yaratılıştan gelen çocukluk dönemi güçle bastırılan, yersiz bir yetişkin durumuna sokulan bir canlı mı var?

90'larda ve 2000'lerin ilk yarısına değin olan dönemde henüz ceplerimizdeki yeni akrepler yerini almamışken çocuklar dışarıya çıkmak için can atar, anne babalarından izin koparmak için bin bir dereden su getirip arkadaşlarıyla oynamak için sokağa atarlardı kendilerini. Sonra sokakta bulduklarıyla oyunlar oynar, çamurdan telsizler, kumdan kaleler, köprüler, yollar yapar ya da topla çok çeşitli oyunlar oynar ve terlerlerdi. Arada düşerler, dizleri kanar, susarlar gelip camdan "anneee su ver." diye bağırırlardı ve böylece o sokaktaki canlılık hiç bitmezdi. Öte yandan komşuluk ilişkilerini de en iyi çocuklar başlatırdı. Çünkü istediği gibi yeni arkadaşının evine gidebilirdi. Sonra o arkadaşın ailesi başlardı annen baban kim, nerede oturuyorsun diye. Ne de olsa çocuktan al bilgiyi demişler. Yalan, düzmece, kurgu yok. Yalın ve duru aktarım.

Şimdilerde ise neredeyse sokakta çocuk bile göremiyoruz. Daha doğar doğmaz hemen çocuğun gelişimi için bir tasarı yapılır ve kurallara uyması için güç kullanarak yetişkin yaşamına alışması istenir oldu. Neredeyse daha doğarken yetişkin doğmasını istiyoruz onların. Uslu dursun, oturup kalkmasını bilsin, kötü konuşmasın, düşmesin, emeklemesin, en iyi olsun, en kısa sürede dil öğrensin, zekâ fışkırsın bir an önce. Çağımızın organik robotları oldu çocuklar. Korkum, tıp ve teknoloji geliştikçe çocuklara çip takılması ve çocukluğun bitirilmesi.

Çocukluğunu yaşayamayan ya da çocukluğu yaşatılmayan bir çocuğun ilerideki kişiliği ne yazık ki pek de olumlu sonuçlar doğurmuyor. Her şeyi yeri ve süresinde yaşamanın güzelliği vardır. Çocuk olmanın da güzelliği onun devinimli olmasından, kırıp dökmesinden, düş kurmasından, çamura batmasından, yeryüzünü kendi çabasıyla sezinlemesinden, anne babanın ve kendisinin sınırlarını kendi yaptıklarıyla öğrenmesinden, bağırmasından, çağırmasından, küsmesinden, sevinmesinden, nedensizce size sarılmasından ve bunun gibi pek çok durumdan geliyor. Bırakın çocukluklarını yaşasınlar. Zaten ilerde yeterince dertleri olacak. Ama bir daha asla çocuk olamayacaklar. Siz hiç yeni doğmuş bir yavru pisinin ya da köpeğin durağan biçimde durduğunu gördünüz mü? Kesinlikle hayır. Çünkü oyun ve buluş süresidir yeryüzünü. Kurallarını kendi kendine öğrendiği bir dönemdedir.

Çocuklarınız hiperaktif değiller. Onlar yalnızca birer çocuklar ve öyle de olmaları gerekiyor. Eğer buna izin veremeyecekseniz, onlara gerekli süreyi ayıramayacaksanız, bu olanağı onlara sağlayamayacaksanız dileğim odur ki çocuk iyesi olmayın. Onlara doğar doğmaz sizin gibi davranmalarını söyleyemezsiniz. Bu, yaratılışına karşı gelmek olur. Çocuk istiyorsanız her evresine de hazırlıklı olmanız gerekiyor. Eline cep telefonu verince onları daha zeki yapmıyorsunuz ne yazık ki. Yalnıza bencilce kendinize boş süre oluşturuyorsunuz. Bırakın kendi oyununu bulsun, arkadaşlarıyla uzayda dolaşsın, yeşil gökyüzü, pembe deniz, sarı dağlar düşlesin, resim yapsın, bırakın uçan geyikleri olsun, bırakın size çocukça sorular sorsun ki bu şekilde sağlıklı büyüsünler. Unutmayın ki geçmişte en çok özlenen dönemlerden birisi çocukluktur. Bunu onlara çok görmeyin. Hiç değilse özlenebilecek bir çocuklukları olsun.

Bu yazı 1035 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum