YAYINEVİ OLMAK YA DA OLMAMAK
Tolga Ziyagil

Tolga Ziyagil

YAYINEVİ OLMAK YA DA OLMAMAK

02 Mayıs 2019 - 10:39
Reklam

Ülkemizde birçok yayınevi, onların çıkarttığı birçok da betik var. Kimisi konusunda uzmanlarca kimisi yazarlığa yeni adım atmış kendi bilgi ve deneyimlerini yazmış, kimisi ise düş gücünü kâğıda dökmüş bambaşka ortamlar oluşturmuş. Okumanın değeri biçilemez ancak basılan eserlerin ulaştığı okuyucuyu nasıl etkilediğinin değeri biçilebilir üstüne de etkisi görülebilir. Öyle betikler var ki “bu ne saçmalamış?” dedirtirken, öylesi de var ki “bunu yazanı tanımalıyım.” dedirtiyor. Okuyanın bilgi birikimi, yaşı, toplumsal konumu ve çevresi de bu konu üzerinde etkilidir. Okurun ne okuduğunu iyi seçebilmesi gerekirken, yayınevlerinin de okura ne sunduğunu irdelemesi, içeriğini ayrıntılı bir şekilde incelemesi gerekir ve konusuyla ilgili yetkin kişilerce mutlaka okunması sonucunda uygun görülenleri baskıya sokmalıdır.

Yazdığı konuyu iyice araştırmayan yazarın betiğini okuyan okur, herhangi yanlış bir bilgiyi orada okudu diye onaylayabilir ve bunu diğerlerine de o şekilde aktarabilir. Dolayısıyla yazarın üzerine büyük bir sorumluluk düşüyor. Din, siyaset, fizik, kimya, kişisel gelişim gibi alanlarda yazılanlar oldukça hassas noktalara değebilir. Yanlış basım bile birçok yanlışlığa neden olurken bir de yazar yeterince araştırmadan yazdıysa ve basıldıysa o yapraklar, virüs gibi herkesin belleğine ekmiş demektir yanlış bilgiyi. İster kurgu ister araştırma olsun, ortaya karışık doğru yanlış bilgi veren betikler yazılmamalı, yazılsa bile bu yayınevince basılmamalıdır. Günümüzde kötü yazın (edebiyat) olarak değerlendirilecek öyle çok kâğıt savurganlığı var ki! Bunun için bir kurulun da kurulması ve yazın değeri olmayanların basılmasını engellemesi gerekir. Öte yandan yayınevlerinin de yetkili kişilerle çalışması, başta okurun parasını ve süresini, sonra kendi saygınlığını ve en sonda ise yazarın kendisini korumuş olması gerekir.

Beri yandan okur zaten okuduktan sonra iyi ya da kötü yorum ile çok güzel bir şekilde reklamını yapıyor betiklerin. Ancak böyle bir süre yitimine gerek var mı? Süre en büyük değerdir. Çarçur edileceklerin en sonuncusudur. Dolayısıyla yeterince üzerinde çalışılmamış bir betiği basmadan önce yayınevlerinin özenli olması büyük önem taşıyor. Eğer ki kendi saygınlığınızı korumak istiyorsanız kaliteli işler yapmak durumundasınız. Dilimize çevrilen eserleri bile çeviren kişinin yetkin olması çok önemlidir. Bugün klasikleri nereden okumalıyız diye sorarsak okura, sağlam olan 2 yayınevi söyleyecektir. Neden bu ikisi? Çünkü saygınlığını korumak, okurun gönlünde yer edinmek zordur ve bunu başarmak için en iyilerle çalışıyorlar. Klasik dışında çevrilen eserler de bile bu çok önemlidir. Çeviren, eseri yeni baştan yazıyor gibidir çünkü. Onun çevirisi hem yazarı hem de yayınevini yüceltecektir. Lütfen okura sunacağınız eserleri iyice çözümlemeden basmayın, yazın acununa kötü katkıda bulunmayın, bulunulmasına izin vermeyin.

Bu yazı 614 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum