Zeigarnik Etkisi
Tolga Ziyagil

Tolga Ziyagil

Zeigarnik Etkisi

26 Haziran 2020 - 15:31 - Güncelleme: 26 Haziran 2020 - 15:33
Reklam

Hiç büyük bir işe giriştiğiniz oldu mu? Hani şöyle gözünüzü korkutan türden. Kimisi için bu tüm evi temizlemek, boyamak, taşınmak, kimisi için bir tez yazmak, topluluk önünde konuşmaya hazırlanmak, yetişmesi gereken bir tasarının bitirilmesi, kimisi için de son sınavlara çalışmak, yapbozu tümlemek, şarkı yapmak, yağlı boya yapmak, betik bitirmek. Bunun gibi daha birçok örnek sıralayabiliriz. Kuşkusuz içinizden bazıları büyük ve önemli olan işlere başlamadan önce ilgisiz başka işlerle oyalamıştır kendini. Temizlik öncesi dizi izlemek, ödev yapmak yerine odayı toplamaya başlamak, aylık alışverişe çıkmanız gerekirken bir kahve yapıp dergi okumak gibi gerçek işini geciktirecek bambaşka eylemlere yönelmek. Sonuç; temel görevinizi ötelediniz. Neden; çünkü gözünüzde temel eylemin hep en korkunç yanlarına odaklandınız. O işe nasıl ya da neresinden başlasak diye bir türlü sonuca varamadığımızdan kalakalıyoruz.

Peki, kişi neden hemen olumsuzluklara yönelir? Burada da beyin işin içine giriyor ve sizi en çok etkileyecek olan bölümleri size sunuyor, gözünüzün önüne seriyor. Bu durumda yapacağınız işin herhangi bir yerinden başlamak sizi o işi bitirmeye eğilimli duruma getirecektir. Hele bir başlayın ucundan kıyısından, bakın nasıl da gerisi geliyor. İşi küçük bölümlere ayırıp küçük başlangıçlar yaparsanız, işin sonunu görmeniz daha kolay olacaktır. Diyelim ki başladınız ancak yarım bıraktınız. Yine beyniniz iş başında burada çünkü yarım kalmış bir işi bitir(e)mediği için rahatsızlık duymaya başlıyor ve sizi er ya da geç o işin başına yeniden götürmenin yollarını size sunmaya başlıyor. Dolayısıyla siz de o işi sonlandırıyorsunuz. İşte bu durum "Zeigarnik Etkisi; kişilerin bitirilmemiş veya bölünmüş-kesilmiş işleri, bitirilenlere göre daha kolaylıkla anımsadığını anlatan psikolojik bir kavram (Kaynak:Vikipedi)". Bir işi bölümlere ayırıp yapmaya başlamak ve sonunda o işi unutmak. Buradaki unutmak, kafanızda artık o işin sorun oluşturmamasıdır. Madem başladım, o halde bitireyim diye söylenmeye başladığınız birçok iş olmuştur bu âna dek ve de bitirmişsinizdir. Eğer bitmediyse mutlaka ilk fırsatta yeniden işin başına geçeceksinizdir.

Bu etkiyi dizi izleyenlerde de gözlemleyebiliriz. Haftalık bölümler olarak yayınlanan dizilerin son sahnelerinde genellikle bir gizem oluşturulur ve sonraki haftayı iple çekmenizi sağlarlar. Bu durumda dizinin son sahnesi sizin için yarım kalmış, sonuca bağlanmamış oluyor ve diğer bölümünü beklemeye başlıyorsunuz.

Bu etkinin çıkış noktası ise; etkiye adını veren Rus psikolog Bluma Zeigarnik'in, ki kendisi kadındır, Viyana'daki bir lokantada garsonların nasıl sipariş aldıklarını incelemesidir. Garsonların aldıkları siparişi masaya getirdiklerinde, o siparişi unutup, yeni aldıkları ve henüz getirmedikleri siparişlere odaklanması, diğer bir deyişle yarım kalmış işleri bitirmeye koyulması Zeigarnik'in gözünden kaçmamış. Buna benzer olarak yıllar sonra Kenneth McGraw ve meslektaşlarının tıpkısı etkiyi deneyimlemek için birçok katılımcının olduğu bir deneyde herkese güç bir yapboz parçaları verilmiş ve kısıtlı bir süre sonunda yapbozlar daha bitirilmeden deney sonlandırılmıştır. Ancak kişilerin çoğu (%90'ı) yapbozu bitirmek için uğraşmayı sürdürmüşler. Çünkü başladıkları işi bitirmeye eğilimli duruma gelmişlerdir. Tıpkı bizler gibi, tıpkı yeryüzündeki birçokları gibi.

Gerçekten etkileyici. Yaşamın her alanında gözlemlenebilen ve uygulanabilen bir etki. Ama bir istisnası bulunmakta. O da şu ki, eğer bir işi yapmaya gönüllü ve istekli değilseniz, Zeigarnik Etkisi işe yaramıyor. Bir işi sıkıcı ya da olanaksız görüyorsak kendimizi zorlamıyoruz. Bölümlerine dahi ayırmıyoruz. Bu etkiyi iyi kavrayıp uygularsanız kuşkusuz birçok işinizi eskisinden daha kolay yapabildiğinizi göreceksiniz. Aile, iş, özel uğraşlarınız bg. her alanda geçerli. İşlerinizin hep güzel sonuçlanması dileğiyle.

Bu yazı 335 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum